NİHAYİ ZAFERE OLAN İNANCINIZI YİTİRMEYİN YOLDAŞLARIM
Zafer er ya da geç ezilen sınıfların olacaktır. ancak şu unutulmamalıdır ki ‘gidilecek yolu bilmekle, o yolda ilerlemek çok farklı şeylerdir.’
Günü birlik politikaların peşinden gitmek bizi amaçsızlığa ve meşruiyetsizliğe götürür. O yüzden bundan şiddetle kaçınmamız gerekmektedir. Okuldan atılabiliriz. Gözaltına alınabiliriz tutuklanabilir yargılanabilir kaçak ilan edilebiliriz. Hatta işkence manyağı yapılıp idam sehpasına bile çıkartılabiliriz. Arabamıza bomba konulabilir bir gün çocuklarımızla yürüken üzerimize kurşun yağdırılabilir. İşte tüm bunlar olduğu zaman bütün bunlar ne için kim için sorusuna verebilecek sağlam bir cevabımızın olması için doğanın diyalektik gelişimi ve bu gelişimdeki yerimizi çok iyi kavramak zorundayız.
Bizler Tanrı’nın istenmeyen çocuklarıyız. Bırakalım öyle olsun !
Bırakalım sistem bizi ezmeye, yok etmeye, her şeyden kötüsü korkutmaya ve vermemek için mücadele ettiğimiz özgürlüğümüzü elimizden almaya çalışsın!
Bunu başarabilir. Veya başaramaz…
Başardığı zaman olacakları sizler biliyorsunuz. 13 eylül sabahı olanlardan daha kötüsü olmayacaktır… yine her sabah kalktığımızda kahvaltımızdan tat alamayacağız. Yine her gece uyumadan önce yarınlarımıza huzursuz bakacağız.
Ama ya başarırsak!
Kahvaltılarımız o güne kadar hiç kimsenin yapmadığı kadar lezzetli olacak…
Yarınlarımıza endişesiz ve mutlu bir geleceği sadece ümit etmeden(onu elde ederek) başlayacağız.
Eğer kaybedersek diye düşünmek her şeyi boşuna yapmışlığa götürür. Bu günkü dünyada ne olduğunu biliyoruz. İşte bu yüzden bunu seçmiyoruz. Bunu seçmek zorunda değiliz. TAVŞAN DELİĞİNİN NE KADAR DERİN OLDUĞUNU GÖRMEK İÇİN O DELİKTEN AŞAĞI ATLAMALIYIZ…
NİYAHİ ZAFERE OLAN İNANCIMIZI YİTİRMEDEN GECE GÜNDÜZ MÜCADELEYE DEVAM EDELİM YOLDAŞLARIM!
Zafer er ya da geç ezilen sınıfların olacaktır. ancak şu unutulmamalıdır ki ‘gidilecek yolu bilmekle, o yolda ilerlemek çok farklı şeylerdir.’
Günü birlik politikaların peşinden gitmek bizi amaçsızlığa ve meşruiyetsizliğe götürür. O yüzden bundan şiddetle kaçınmamız gerekmektedir. Okuldan atılabiliriz. Gözaltına alınabiliriz tutuklanabilir yargılanabilir kaçak ilan edilebiliriz. Hatta işkence manyağı yapılıp idam sehpasına bile çıkartılabiliriz. Arabamıza bomba konulabilir bir gün çocuklarımızla yürüken üzerimize kurşun yağdırılabilir. İşte tüm bunlar olduğu zaman bütün bunlar ne için kim için sorusuna verebilecek sağlam bir cevabımızın olması için doğanın diyalektik gelişimi ve bu gelişimdeki yerimizi çok iyi kavramak zorundayız.
Bizler Tanrı’nın istenmeyen çocuklarıyız. Bırakalım öyle olsun !
Bırakalım sistem bizi ezmeye, yok etmeye, her şeyden kötüsü korkutmaya ve vermemek için mücadele ettiğimiz özgürlüğümüzü elimizden almaya çalışsın!
Bunu başarabilir. Veya başaramaz…
Başardığı zaman olacakları sizler biliyorsunuz. 13 eylül sabahı olanlardan daha kötüsü olmayacaktır… yine her sabah kalktığımızda kahvaltımızdan tat alamayacağız. Yine her gece uyumadan önce yarınlarımıza huzursuz bakacağız.
Ama ya başarırsak!
Kahvaltılarımız o güne kadar hiç kimsenin yapmadığı kadar lezzetli olacak…
Yarınlarımıza endişesiz ve mutlu bir geleceği sadece ümit etmeden(onu elde ederek) başlayacağız.
Eğer kaybedersek diye düşünmek her şeyi boşuna yapmışlığa götürür. Bu günkü dünyada ne olduğunu biliyoruz. İşte bu yüzden bunu seçmiyoruz. Bunu seçmek zorunda değiliz. TAVŞAN DELİĞİNİN NE KADAR DERİN OLDUĞUNU GÖRMEK İÇİN O DELİKTEN AŞAĞI ATLAMALIYIZ…
NİYAHİ ZAFERE OLAN İNANCIMIZI YİTİRMEDEN GECE GÜNDÜZ MÜCADELEYE DEVAM EDELİM YOLDAŞLARIM!
_________________________________________Taner

0 Yorum ve Eleştirilerinizi bekliyoruz:
Yorum Gönder