ne işim var benim burda?
Hiç düşündün mü?...
Ne işin var senin orda?
Oturdugun sandalye, koltuk, g_t kabın adı her neyse (ben en çok g_t kabını seviyorum) terlemiş pis kokuyor ve bu terin sana ait olması onu temize çıkarıyor senin nazarında. Ama kokuyor hemi de pis, kalkıp bir duş alasın var ama ne bileyim ışıklı ekran gözünü almış ayıramıyorsun. Parmaklarının pisliği klavyede(telafüzünden sonra garip bir gurur kaplıyor içini kelimenin). Oyun oynadığın beklide çet yapıyorsun kendin kaptırmış. Kalkamıyorsun oturduğun yerden bir türlü, gözlerin şişmiş artık saatlerden sonra. Bir rüzgâr esiyor pencereden bir kuş cıvıltısı artık sabah olmuş belli. Anlıyorsun ama sadece bu kadarını yapabiliyorsun gücün kalmamış artık. Ve anımsıyorsun “bir günün başlaması için başka birinin bitmesi gerek” ve uyumaya kalkıyorsun.
Hemen sağında bir kapı var.
Ardı karanlık çünkü gözlerin görmüyor ekrandan daha karanlık olan şeyleri.
Orda bir gülümseme var. Birileri sırıtıyor pis pis ve sana bakıyorlar.
Mutlular çünkü sen kontrol altındasın.
Annenin sesi geliyor birden, mutlu;
-olgum yemeğe gel.
–tamam anne.
-(sessizce)ne güzel demi bey, oğlumuz bizi hiç üzmüyor.(daha bu kadar açık ifade görmedim ama )
(Ya da en azından)
-Hiçbir derdi yok kuzumun canım benim ne kadar seviyorum onu bir bilsen.
Egemen sınıftır aile evde, muhalefet istemezler tabii
Neyse…
Kalkıp yemeğini yedikten sonra artık çöpleri yerde birikmiş, masanın üzerinde kirli bardaklar olan ve beklide çekirdek kabuklarından başka bir şeyin görünmez olduğu monitörün altındaki masaya gözün bile takılmadan devam ediyorsun yaptığın aslında yapmadığın herhangi bir şey yapmak eylemine.
Aradan birkaç gün geçiyor tabii bir günün bitmesi gerekiyor başkasının başlaması için her seferinde.
Ama bu sefer başka bir fikir geliyor her nasılsa.
Artık kuş seslerini ve esen serin meltemi duyumsayamayacak hale gelmiş olmana rağmen, elinin altındaki bu teknoloji harikasının artık kullanmaktan vazgeçtiğin kulaklarının içini doldurabileceği gelir aklına nasılsa.
Ama ne dinleyeceğini bilmemektesindir tabii.
Ve işte ben burada müdahale ettim hikâyene.
Biliyorsun ben yazdım, burada tanrı benim ve eminim olsaydı aynı şeyi yapardı o da…
Birden bütün pencereleri aşağı indirip orda tek bir nesnenin varlığını hissettin…
Adı hayyam olsun mesela ve şeklinden belli, bir şarkı ve hakkında başka hiç bir bilgi yok.
Neyse çift tıkladıktan sonra yaptığın şeyi yani yapmak eylemini yapmamayı devam ettirirken duyduğun şeyi duymadığından emindin.
İşte tam o sırada yeni bir site bulmuştun googledan internette çok zevk alıyordun aslında nasıl bir şey olduğunu bilmiyordun zevk almanın ama ufkunda bir tek bu vardı ve yapıyordun.
Mutluydun…
Aynı parça çalıyordu winamp ta ama sen aynı sayfada durmuyordun asla, geziyordun, hatta öyle geziyordun ki hiçbirini okumak için zaman bile harcamıyordun, günlerdir sadece “fare”yi kullanıyordun yani sağ(opsiyonel tabi ama sol olabilitesi düşük) elinin altındaki cismi siteden siteye gezindiriyordun.
Parça tekrarlanıyor winampın içinde ve sen aynı şeyi yapmamayı sürdürüyorsun, yapmak eylemini.
İşte msn de herkesin artık offline olduğu o vakit sadece sen çevrimiçi sin ve bilgisayarın başında uyuyakalıyorsun, çok basit bir diyalektik olgudur bu çok basit “bir gün biter ve başkasının başladığını fark etmezsin bile” ama başlamıştır başlarken bitmektedir aynı zamanda.
Uyuduğun yerdeki çekirdek kabukları alnında garip izler bırakıyor. Bardakları deviriyorsun teker teker ve bir söz duyuyorsun ses farklı yabancı.
Adam sana dünyanın sahiplerinden bahsediyor ve gururlanıyorsun en azından kendi dünyanın sahibiydin sen.
Cahil kelimesiyle uyanıp sinirleniyorsun adam düpedüz cahil diyor sana ne ara indirdim ben bunu netten niye indirmişim ki diye sinirleniyorsun ve hemen kapatıyorsun.
Devam ediyorsun, artık gün doğmuş ve uyumana gerek yok. Gözünün şişi inmemiş ama rahat ve dinç hissediyorsun.
Artık eskisi gibi olmuyor nedense huzurlu değilsin sanki bir şeyler farklı. Kuşlarda ötmeyi kesmişti zaten artık yoktular ama her zamankinden daha sessiz her şey dayanamıyorsun ve attığın yerde aramaya başlıyorsun o hakareti ve çok geçmeden geri dönüşüm kutusunun içinde buluyorsun onu.
Tekrar çift tıklıyorsun ve çalmaya başlıyor.
Ama biliyorsun ki adam cahil diyor acaba gerçekten sana mı diyor ne hakla! Ne sanıyor kendini! İstersen kapatırsın ve susturursun onu ayda silersin sonsuza dek susar.
Hayır, yapamazsın, biliyorsun anlıyorsun, yapamazsın…
Onu dinlemek zorundasın başka çaren yok, dinleyeceksin.
İçinde dolaşacak, uzun gezintilere çıkacak o kadar site varken zaman kaybı bu yapmamalısın ama yapmak zorundasın çok sıkıcı ama 2 dakika 57 saniyeni ona vermelisin hem da defalarca bir seferde anlayamıyorsun.
Bilmiyorlar… İstemiyorlar… Onlardan değilsen eğer…
Görmek istemiyorlar… Onlara aldırma…
Dünyanın sahibi onlar… Zalim misin?
Şu cahillere bak… Onlara aldırma…
Hayyam..
Dostum diyor adam sana… Önce cahil diyor sonra dostum…
Anlamıyorsun kim bu ne demek istiyor…
Sonra tekrar dinliyorsun tekrar ve tekrar…
Anlamadın defalarca dinledin.. Adam sinirli dedin geçtin neyse…
Ama artık olmaz hiçbir şey eskisi gibi…
Bir şeyleri anlamaya çalışmak, dinlemeye çalışmak sende bir şeyleri değiştirdi tabi
Tatmin olamazsın artık hem mesela anlamalısın birileri varsa eğer dışarıda anlatabilirler mesela
Ben tanrıyım ya, yada yazar isteseydim birkaç şarkı daha koyardım masaüstüne ve burada yazar dururdum saçma sapan aynı veya benzer şeyleri en azından farklı parçaları dinlerdim sen dinlerken ama okuyan dostlarım sıkılacak şimdi işin kolayını buldum ben burada yukarda…
Sana bir kapı ve ötesinde bir ışık çizdim hadi yürü git dışarı çık insanları bul yada en azından açıkta dur bırak onlar seni bulsun ve anla öğren ne bilim sen yap ama yap…

______________Sertaç____________________
Hiç düşündün mü?...
Ne işin var senin orda?
Oturdugun sandalye, koltuk, g_t kabın adı her neyse (ben en çok g_t kabını seviyorum) terlemiş pis kokuyor ve bu terin sana ait olması onu temize çıkarıyor senin nazarında. Ama kokuyor hemi de pis, kalkıp bir duş alasın var ama ne bileyim ışıklı ekran gözünü almış ayıramıyorsun. Parmaklarının pisliği klavyede(telafüzünden sonra garip bir gurur kaplıyor içini kelimenin). Oyun oynadığın beklide çet yapıyorsun kendin kaptırmış. Kalkamıyorsun oturduğun yerden bir türlü, gözlerin şişmiş artık saatlerden sonra. Bir rüzgâr esiyor pencereden bir kuş cıvıltısı artık sabah olmuş belli. Anlıyorsun ama sadece bu kadarını yapabiliyorsun gücün kalmamış artık. Ve anımsıyorsun “bir günün başlaması için başka birinin bitmesi gerek” ve uyumaya kalkıyorsun.
Hemen sağında bir kapı var.
Ardı karanlık çünkü gözlerin görmüyor ekrandan daha karanlık olan şeyleri.
Orda bir gülümseme var. Birileri sırıtıyor pis pis ve sana bakıyorlar.
Mutlular çünkü sen kontrol altındasın.
Annenin sesi geliyor birden, mutlu;
-olgum yemeğe gel.
–tamam anne.
-(sessizce)ne güzel demi bey, oğlumuz bizi hiç üzmüyor.(daha bu kadar açık ifade görmedim ama )
(Ya da en azından)
-Hiçbir derdi yok kuzumun canım benim ne kadar seviyorum onu bir bilsen.
Egemen sınıftır aile evde, muhalefet istemezler tabii
Neyse…
Kalkıp yemeğini yedikten sonra artık çöpleri yerde birikmiş, masanın üzerinde kirli bardaklar olan ve beklide çekirdek kabuklarından başka bir şeyin görünmez olduğu monitörün altındaki masaya gözün bile takılmadan devam ediyorsun yaptığın aslında yapmadığın herhangi bir şey yapmak eylemine.
Aradan birkaç gün geçiyor tabii bir günün bitmesi gerekiyor başkasının başlaması için her seferinde.
Ama bu sefer başka bir fikir geliyor her nasılsa.
Artık kuş seslerini ve esen serin meltemi duyumsayamayacak hale gelmiş olmana rağmen, elinin altındaki bu teknoloji harikasının artık kullanmaktan vazgeçtiğin kulaklarının içini doldurabileceği gelir aklına nasılsa.
Ama ne dinleyeceğini bilmemektesindir tabii.
Ve işte ben burada müdahale ettim hikâyene.
Biliyorsun ben yazdım, burada tanrı benim ve eminim olsaydı aynı şeyi yapardı o da…
Birden bütün pencereleri aşağı indirip orda tek bir nesnenin varlığını hissettin…
Adı hayyam olsun mesela ve şeklinden belli, bir şarkı ve hakkında başka hiç bir bilgi yok.
Neyse çift tıkladıktan sonra yaptığın şeyi yani yapmak eylemini yapmamayı devam ettirirken duyduğun şeyi duymadığından emindin.
İşte tam o sırada yeni bir site bulmuştun googledan internette çok zevk alıyordun aslında nasıl bir şey olduğunu bilmiyordun zevk almanın ama ufkunda bir tek bu vardı ve yapıyordun.
Mutluydun…
Aynı parça çalıyordu winamp ta ama sen aynı sayfada durmuyordun asla, geziyordun, hatta öyle geziyordun ki hiçbirini okumak için zaman bile harcamıyordun, günlerdir sadece “fare”yi kullanıyordun yani sağ(opsiyonel tabi ama sol olabilitesi düşük) elinin altındaki cismi siteden siteye gezindiriyordun.
Parça tekrarlanıyor winampın içinde ve sen aynı şeyi yapmamayı sürdürüyorsun, yapmak eylemini.
İşte msn de herkesin artık offline olduğu o vakit sadece sen çevrimiçi sin ve bilgisayarın başında uyuyakalıyorsun, çok basit bir diyalektik olgudur bu çok basit “bir gün biter ve başkasının başladığını fark etmezsin bile” ama başlamıştır başlarken bitmektedir aynı zamanda.
Uyuduğun yerdeki çekirdek kabukları alnında garip izler bırakıyor. Bardakları deviriyorsun teker teker ve bir söz duyuyorsun ses farklı yabancı.
Adam sana dünyanın sahiplerinden bahsediyor ve gururlanıyorsun en azından kendi dünyanın sahibiydin sen.
Cahil kelimesiyle uyanıp sinirleniyorsun adam düpedüz cahil diyor sana ne ara indirdim ben bunu netten niye indirmişim ki diye sinirleniyorsun ve hemen kapatıyorsun.
Devam ediyorsun, artık gün doğmuş ve uyumana gerek yok. Gözünün şişi inmemiş ama rahat ve dinç hissediyorsun.
Artık eskisi gibi olmuyor nedense huzurlu değilsin sanki bir şeyler farklı. Kuşlarda ötmeyi kesmişti zaten artık yoktular ama her zamankinden daha sessiz her şey dayanamıyorsun ve attığın yerde aramaya başlıyorsun o hakareti ve çok geçmeden geri dönüşüm kutusunun içinde buluyorsun onu.
Tekrar çift tıklıyorsun ve çalmaya başlıyor.
Ama biliyorsun ki adam cahil diyor acaba gerçekten sana mı diyor ne hakla! Ne sanıyor kendini! İstersen kapatırsın ve susturursun onu ayda silersin sonsuza dek susar.
Hayır, yapamazsın, biliyorsun anlıyorsun, yapamazsın…
Onu dinlemek zorundasın başka çaren yok, dinleyeceksin.
İçinde dolaşacak, uzun gezintilere çıkacak o kadar site varken zaman kaybı bu yapmamalısın ama yapmak zorundasın çok sıkıcı ama 2 dakika 57 saniyeni ona vermelisin hem da defalarca bir seferde anlayamıyorsun.
Bilmiyorlar… İstemiyorlar… Onlardan değilsen eğer…
Görmek istemiyorlar… Onlara aldırma…
Dünyanın sahibi onlar… Zalim misin?
Şu cahillere bak… Onlara aldırma…
Hayyam..
Dostum diyor adam sana… Önce cahil diyor sonra dostum…
Anlamıyorsun kim bu ne demek istiyor…
Sonra tekrar dinliyorsun tekrar ve tekrar…
Anlamadın defalarca dinledin.. Adam sinirli dedin geçtin neyse…
Ama artık olmaz hiçbir şey eskisi gibi…
Bir şeyleri anlamaya çalışmak, dinlemeye çalışmak sende bir şeyleri değiştirdi tabi
Tatmin olamazsın artık hem mesela anlamalısın birileri varsa eğer dışarıda anlatabilirler mesela
Ben tanrıyım ya, yada yazar isteseydim birkaç şarkı daha koyardım masaüstüne ve burada yazar dururdum saçma sapan aynı veya benzer şeyleri en azından farklı parçaları dinlerdim sen dinlerken ama okuyan dostlarım sıkılacak şimdi işin kolayını buldum ben burada yukarda…
Sana bir kapı ve ötesinde bir ışık çizdim hadi yürü git dışarı çık insanları bul yada en azından açıkta dur bırak onlar seni bulsun ve anla öğren ne bilim sen yap ama yap…

______________Sertaç____________________

1 Yorum ve Eleştirilerinizi bekliyoruz:
hiç yabancı gelmedi
Yorum Gönder