Fırtınaya Hoşgeldiniz

Bu siteye artık herhangi bir ekleme yapılmayacaktır.

14 Ağustos 2007 Salı

SİL BAŞTAN


SİL BAŞTAN

Havanın soğukluğuna aldırmadan balkonda sigara içiyorduk. Uzun saçlarını açık bırakmış, iki yıl önce ona hediye ettiğim montumu giymişti. Konuşuyordu sürekli. Onu konuşurken izlemeyi hep sevmişimdir zaten. Hareketleri, mimikleri hep hoşuma gitmiştir. İşte o dondurucu soğuğun bile umrumuzda olmadığı o kış akşamındaki konuşma sırasında da bir yandan çapkın bakışlarla birbirimize bakıyor bir yandan da ayrı geçirdiğimiz günlerimizi anlatıyorduk birbirimize. Derin bir nefes aldı sigarasından.‘İzle o filmi’ dedi, ‘Eternal Sunshine of Spotless Mind, Sil Baştan diye çevrildi Türkçeye.’ Hala merakla bakan gözlerimi görünce devam etti anlatmaya, ‘Bizi anlatıyor bu film, bu filmi izlerken kendimizi gördüm. Sen Kate Winslet’sın, ben de Jim Carrey.’
Çok kısa görüşebiliyorduk onunla, hep gizli saklı. Bu yüzden olsa gerek o birlikte geçirdiğimiz zaman dilimleri çok değerliydi hep, ayrılmak istemezdim yanından. Yine zor ve zorunlu olan o vedalaşma anından sonra hemen o filmi almaya gittim. SİL BAŞTAN… O ana kadar anlamlı bir Şebnem Ferah şarkısıydı benim için ve de sevdiğim bir kavram. Her şeyi yakıp yıkmak, sonra yeniden başlamak…
Bunları düşünerek evin yolunu tuttum. Yalnızdım yine. Ve başladım filmi izlemeye…
Ayrılmış sevgililer. Joel ve Clementine. Biz. Clementine, o kadar mutsuz ki Joel’i ve ilişkilerine dair tüm yaşanmışlıklarını hafızasından sildirmeye karar veriyor ve yapıyor bunu. Bunu öğrenen Joel çok büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor ve aynısını yaptırmaya, Clementine’ı unutmaya karar veriyor. Keşke kararla olsa… Joel, anılarını sildirmek için derin bir uykuya yattığında gözyaşı ve kızgınlık dolu anılarının altında sevgilisine karşı duyduğu büyük bir aşk olduğunu ve onu kaybetmek istemediğini fark ediyor. Artık tek bir şansı kalıyor Joel’in: Clementine’i tamamen unutmadan önce anılarını sildirme işlemini durdurmanın bir yolunu bulmak.
Bu filmi izlerken bizi izledim, evet. Joel hafızasından Clementine’i sildirirken, aklımdaki çoğu sorunun cevabını buldum. Anılardan kopmanın zorluğunu gördüm. Bu sürecin bu kadar zor olması nedendi peki? Neden kopamıyordum ya da kopamıyorduk anılarımızdan? Onlara kıyamadığımdan mı, yoksa hala ona aşık olduğumdan mı?
Clementine’e baktım, politikadan anlamıyordu, Joel yine de aşıktı ona ama sonra bundan şikayet etmeye başlamıştı. Anıları sildirirken ise şunu fark etti; tam da aşık olduğu şeylerin ilişki içinde nefret edilen şeyler haline döndüğünü….Ve pişman oldu. Yine biz…
Sonrasında ise aklıma şu soru geldi. Aynı ilişki sil baştan başladığında yine aynı noktada nihayete ereceğini bile bile sıfırdan başlanır mı? Böyle birçok soru işte.
Herkesin kendini bulabileceği, sevdiklerimizle yaşadığımız iyi ve kötü her türlü anıyı hatırlayıp melankoli yaşayacağı, film bittiğinde ilişkilere bakış açımızın tamamen değişeceği etkili bir film bu. Sevdiğiniz o insana sarılıp, ömür boyu bırakmamak isteği yaratacak bir film bu.
Birini aklınızdan silebilirsiniz, ama onu kalbinizden atmak başka bir hikayedir. Haksızlığa uğramışlık hissi her yanı kaplamışken, ‘Anıların bir kısmını, beni ben yapsa da içimi kemiren acıyı unutuversem.’ dendiği anda izlenmesi gereken film. Yumruklamak istediğimiz göğse sarılıp huzur bulabileceğimizi gösteren…

__________Başak Çatıkkaş_______________

1 Yorum ve Eleştirilerinizi bekliyoruz:

Adsız dedi ki...

çok etkilendim gerçekten başak.. her halk hakkettiği gibi yönetilir.. bunu bireye indirgemek doğru olursa her kişi kendi hakkettiklerini yaşar.. bel(li)ki sende hakkettiğin gibi yaşıyorsun..