DUVARLAR ARKASINDA
Gecenin bir yarısı.. En tatlı rüyanın ortasında uyandırılan ve gardiyanın hayvani boyutlara ulaşmış olan ihtiyacını karşılamak zorunda kalan 15 yaşlarında bir erkek çocuğu.. Yaşadığı durumun ve acının tekrarlanma korkusundan kaynaklanan derin bir sessizlik..
Evli bir kadın başkasına aşık olursa bir çok farklı durumla karşı karşıya kalınabilir ama onun yaşadığı kötünün en kötüsü.. Tek kurtuluş sevgilisiyle birlikte kocasını öldürmek olursa eğer; kadınlar koğuşunda hayata gözlerini açan kızıyla, erkekler koğuşunda yatan kocasını görmeden yaşamaya direnmek zorunda kalan kaç kadın vardır onun gibi? Ama daha kötüsü bekler onları. Cezaları canlarını teslim etmektir. Sevginin bedelini ödemek zorundadırlar çünkü. Avukatın tesellileriyle kurtulmayı beklerken kızlarının okula başlaması yaşayabilecekleri en büyük sevinçtir onlar için..Her sabah tanımadığı bir görevli tarafından alınıp okula götürülen ve son ders zili çaldığında tekrar cezaevine getirilen ufacık bir beden.. Peki neyin cezasını çekiyor daha konuşmayı bile tam anlamıyla beceremeyen bu evlat? Sevgiden doğan ve sınırlarını yıkmaya çalışan bir ilişkiden meydana gelmenin mi? ADALET SARAYLARI onun için bu hayatı uygun görmüştü..Derken, annesinin ve babasının nikahının kıyılacağı için sevinir herkes. Erkekler koğuşunda bulunan tek bağlama eşliğinde halaylar çekilirken, kadınlar tarafında ise kına yakılır anneye.. Ve gardiyanlar gelir gelinle damatı nikah kıyılacağı odaya götürmeye.. Hediyeleri ise yan yana duran iki kalın ip ve iki küçük iskemledir.
Yetişme yurtlarında büyümüş olan onlarca çocuk dayanıklıdır her gün 4. Koğuşta dayak yemeye..Müslüman olmanın en büyük göstergesi olan kelime-i şahadet getirmeyi bilmediği için tüm gardiyanların coplarını zaten açlıktan ve dayaktan morarmış bedeninde hisseden çocuklar da vardır burada, kaçmak isterken öldürülenler de..Belki de hiç görmedikleri annelerine edilen küfürler etkisizdir ve acıtmaz onların canını..
‘’ Burası 4. Koğuştur benim abim
Kaderde ikinci adresimiz
Allahımızı sorarsan gardiyan Cafer
Peygamberimiz desen o da ekip başı ‘’
şiirini okuyan bir mahkum ise komünist olduğu gerekçesiyle işkence görüyor ve attığı çığlıklar tüm mahkumlara dinletiliyor ibret olsun diye..
4. koğuştaki herkesin bir sevdiği var ama kimsenin bir beklediği yok ziyaret günlerinde.. Mektup gönderen de yok, selam yollayan da.. Bu çocuklardan bazıları televizyon olduğu için başka bir cezaevine gitmek istiyor..
Bir akşam siyasi suçluların çıkardığı isyan ve ‘’ Kahrolsun kapitalist, faşist diktatörlük’’ sloganıyla bütün cezaevi ayağa kalkıyor.. Tüm devrimciler coplar ve tekmeler eşliğinde kamyona doldurulup götürüyorlar.. Neler yaşayacaklarını çok da iyi biliyorlar ama önemli olan bu değil; farklı bedenlerde farklı acılar yaşanırken tüm ağızlardan çıkacak ses aynı olacak : ‘’ Kahrolsun faşistler ‘’.. Duvarlarında uğruna savaştığı değerleri yazdıkları koğuşları ise yeni gelecekler için temizleniyor, yani duvarlar boyanıyor.
‘’Biz bu karanlık yolun sonunda
Doğacak güneşi bekliyoruz..’’
Bir gece de başka cezaevlerine gitmek isteyen 4. Koğuştaki bazı çocukların çıkardığı isyanda, ölenlerin dışında, diğerleri belki hiç yemedikleri kadar dayak ve gaz bombası yerler ama sonunda istedikleri olur.. ‘Burdan daha kötüsü olamaz’’ diyerek kurtulduklarına sevinirken, yeni evlerine, yeni DUVARlar ar(k)asına, yeni cezalar çekmeye giderler.
‘’..Bu filmde anlatılanlar, yaşanan olayların yeniden hatırlanmasıdır. Onlar; kan, ateş ve gözyaşı içinde duvarların karanlığında ışığı ve suyu aradılar. Bu filmi onlara, el yordamı ile ışığı ve suyu arayan küçük arkadaşlarıma adıyorum. ‘’
YILMAZ GÜNEY
DUVAR FİLMİ
İçimize ve dışımıza örülen bu duvarlardan kurtulmak dileğiyle..
_____________________ BERNA____________________
Herşey bu kadar zor mu??
-
Düşünceleri toplamak ve bu yazıyı yazmak.. Ne kadar zor. Bu ne bir isyan ne
bir sitem. Sadece anlamaya çalışıyorum. Kimseyi kırmadan incitmeden içimden
gel...
5 ay önce
0 Yorum ve Eleştirilerinizi bekliyoruz:
Yorum Gönder