Fırtınaya Hoşgeldiniz

Bu siteye artık herhangi bir ekleme yapılmayacaktır.

3 Temmuz 2008 Perşembe

Rusya Devrimi

19. yüzyıl sonlarında Batı Avrupa'daki burjuva devrimleri büyük ölçüde tamamlanmıştı; feodalizme son verilmişti; kapitalizm emperyalizm aşamasına girmekteydi. Ne var ki, Rusya hâlâ yarıfeodal bir ülkeydi.

Rusya'da sanayi kapitalizminin, 186l'deki Köylü Reformu'yla başladığı söylenebilir. Köylü Reformu, yeni manifaktür burjuvazisinin, feodal toprak sahiplerinin düzeni olan çarlık istibdadından kopardığı bir ödündü. Bu reform sonucunda, sertlik kaldırıldı, ama toprak sahipleri feodal ayrıcalıklarının birçoğunu korudular ve bu ayrıcalıklar aracılığıyla köylülük üzerindeki sömürülerini ağırlaştırdılar (LCW, 17. 121). Küçük topraklara ve ilkel araçlara dayanan tarım, geri ve verimsiz kaldı. Kıtlık kol geziyordu. Yıkıma uğrayan birçok köylü, demiryollarında çalışmak ya da şehirlerdeki yeni fabrikalara ucuz işgücü sağlamak üzere köylerini terk ettiler (LCW, 2.99–100). Medeni ve siyasi haklar yoktu (LCW, 17.121).

Köylü Reformu'nu, sanayinin son derece hızlı geliştiği bir dönem izledi;

"1861'den sonra Rusya'da kapitalizm öylesine hızlı gelişti ki, Avrupa'nın eski ülkelerinden bazılarında yüzyıllar süren bir dönüşümü birkaç on yılda gerçekleştirdi." (LCW, 17. 122.)

Bunun sonucunda, köylülük "hem kapitalizm, hem de sayısız ortaçağ kalıntısı tarafından" ezilirken (LCW, 18. 143), burjuvazi de bir yandan kapitalizmin gelişmesini hâlâ köstekleyen baskıcı ve yoz bir istibdatla, öte yandan da 1789 ve 1848 devrimlerinden ve 1871
Paris Komünü'nden çıkarılan dersleri de kapsayan bir Marksist teori bilgisiyle silahlanmış güçlü bir sanayi proletaryasıyla karşı karşıya kaldı (LCW, 19.539–540).

Bu çelişmeler 1905 devrimini doğurdu. Burjuvazi o sırada proletaryanın ve köylülüğün başına geçebilseydi, Çar'ı alaşağı edecek kadar güçlü olabilir ve burjuva-demokratik bir cumhuriyet kurabilirdi. Ama böyle bir şey yapmaktan kaçındı, çünkü proletaryadan korkuyordu:

"Bizde proletarya ile burjuvazi arasındaki antagonizma, 1789, 1848 ya da 1871'dekinden çok daha derindir. İşte bu yüzden burjuvazi, proletarya devriminden daha fazla korkacak ve kendisini gericiliğin kollarına daha kolay atacaktır." (LCW, 8.258.)

"Demek ki burjuvazi, özgürlük daha yarım kazanılmışken, eski yöneticilerle ve toprak ağalarıyla anlaşarak burjuva devrimini yarı yolda sona erdirmeye çalışır. Bu çabanın temelinde, burjuvazinin sınıf çıkarları vardır. Bu durum, 1848'deki Alman burjuva devriminde öylesine belirgindi ki, Komünist Marx, proleter siyasetini 'uzlaşan' (Manc'ın deyimi) liberal burjuvaziye yöneltmişti. Oysa hem bizim Rus burjuvazisi daha korkaktır, hem de bizim proletaryamız 1848'deki Alman proletaryasından çok daha fazla simi bilincine sahip ve çok daha örgütlüdür. Bizim ülkemizde burjuva demokratik devriminin tam zaferi ancak ‘uzlaşan’ liberal burjuvaziye karşın mümkün olabilir, ancak tam özgürlük ve bütün topraklar uğrundaki mücadelede bütün demokratik köylülük proletaryayı izlerse mümkün olabilir." (LCW, 12. 335.)

Bu nedenle, burjuvazi devrimci hedeflerini terk ederek istibdatla uzlaştı. Feodal ayrıcalık ile kapitalist girişim arasındaki çelişme çözülmeden kaldı (LCW, 13. 442, 20. 375). Bu arada, Rusya sanaysine yatırım yapmaya başlamış bulunan Batılı tekelci kapitalistler de Çar'ı destekliyorlardı, çünkü onlar da proletaryadan korkuyorlardı:

"Dünya burjuvazisinin, açıkça iflas etmiş olan Çar'a milyarlarla borç para vermesinin nedeni, yalnızca bütün tefeciler gibi büyük kârlar elde etme fırsatı karşısında gözünün dönmüş olması değil, aynı zamanda eski düzenin Rusya'daki devrime karşı zafer kazanmasında kendisinin de çıkan bulunduğunu fark etmiş olmasıdır, çünkü bu devrimin başında proletarya vardır." (LCW, 13.434.)

Lenin, 1905 deneyine bakarak, burjuva devriminin burjuvazi önderliğinde olduğu sürece Rusya'da başarıya ulaşamayacağı sonucunu çıkardı:

"Bolşeviklere göre, proletarya, burjuva-demokratik devrimi tamamlama ve ona önderlik etme görevini üstlenmiştir. Bu, ancak istibdada ve hain liberal burjuvaziye karşı mücadelede, proletarya, demokratik küçük burjuva kitlelerini ve özellikle de köylü kitlelerini beraberinde sürükleyebilirse mümkün olabilir." (LCW, 12.490.)

"Bizim ülkemizde burjuva devriminin zaferinin, burjuvazinin zaferi olması olanaksızdır. Bu, çelişmeli gibi görünmekle birlikte, bir gerçektir. Köylülerin nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturması ve yarıfeodal toprak sahipliği düzeninin korkunç baskısı altında bulunması, daha şimdiden sosyalist bir partide örgütlenmiş bulunan proletaryanın gücü ve sınıf bilinci; bütün bu koşullar bizim burjuva devrimimize kendine özgü bir nitelik kazandırmaktadır. Bu Özellik, devrimin burjuva niteliğini ortadan kaldırmaz... Yalnızca bizim burjuvazimizin karşıdevrimci bir nitelik taşıdığını ve böyle bîr devrimde zafere ulaşmak için proletaryanın ve köylülüğün bir diktatörlüğünün zorunlu olduğunu gösterir." (LCW, 15.56.)

Lenin, bu çözümlemeye uygun olarak, iki aşamada gerçekleştirilecek bir devrim anlayışı saptadı: Birincisi, proletaryanın köylülüğün devrimci-demokratik diktatörlüğü; ikincisi, yoksul köylülükçe desteklenen bir proletarya diktatörlüğü. Birinci aşamada, feodal kalıntılar ortadan kaldırılarak burjuva-demokratik devrim tamamlanacak; ikinci aşamada ise, sosyalizm uğruna mücadele başlayacaktı, iki aşamayı böyle ayırt eden proletarya, ilk aşamada bütün köylülüğün desteğini kazanacak, ikinci aşamada da yoksul köylülüğün desteğinin sürmesini güvence altına alacaktı. Ama Lenin, bu iki aşamayı birbirinden ayırt etmenin gerekliliği üzeninde ısrarla durmakla birlikte, aynı zamanda bu iki aşamanın somut mücadele içerisinde iç içe geçebileceğini ve bu durumda proletaryanın birinci aşamada durmaksızın ikinci aşamaya geçmeye hazır olması gerektiğini de gördü:

"Bu devrimin en belirleyici özelliği, toprak sorununun keskinliğidir. Rusya'daki toprak sorunu, çok daha keskindir. 1861'deki sözüm ona Köylü Reformu o kadar tutarsız ve o kadar demokratik olmayan bir biçimde yürütülmüştü ki, feodal toprak ağası egemenliğinin başlıca temelleri olduğu gibi kalmıştı. Bu nedenle, toprak sorunu, yani köylülerin toprak sahiplerine karşı toprak uğrunda verdikleri mücadele, bugünkü devrimin denek taşlarından biri oldu...

"Güçlerin böyle mevzilenişi, kaçınılınız olarak, burjuvazinin devrimde ne itici güç, ne de önder olamaması sonucunu doğurur. Devrimi tamamlayabilecek, yani kesin zafere vardırabilecek olan, yalnızca proletaryadır. Ama bu zaferin gerçekleşmesi, proletaryanın, köylülüğün geniş bir kesiminin kendi önderliğini izlemesini sağlayabilmesine bağlıdır. Rusya'da şimdiki devrimin zaferi, ancak proletaryanın ve köylülüğün devrimci-demokratik diktatörlüğü biçiminde mümkün olabilir." (LCW, 12.458.)

"Burjuva-demokratik devrimin sonuna kadar bütün köylülerle birlikte; sosyalist devrime doğru köylülerin yoksul, proleter ve yarıproleter kesimiyle birlikte! Bolşeviklerin siyaseti bu olmuştur; biricik Marksist siyaset budur." (LCW, 28. 310.)

Yeryüzündeki her şey gibi, proletaryanın ve köylülüğün devrimci-demokratik diktatörlüğünün de bir geçmişi ve bir geleceği vardır. Geçmişi istibdat, serflik, monarşi ve ayrıcalıktır. Bu geçmişe karşı yürütülen mücadelede... proletaryayla köylülüğün 'tek bir iradesi' mümkündür. Çünkü burada çıkarların bir birliği vardır.

"Geleceği ise özel mülkiyete karşı mücadele, ücretli emekçinin işverene karşı mücadelesi, sosyalizm uğruna mücadeledir. Burada da irade birliği mümkündür. Burada, önümüzdeki yol, istibdattan cumhuriyete giden yol değil, küçük burjuva demokratik cumhuriyetinden sosyalizme giden yoldur.

"Hiç şüphe yok ki, somut tarihi koşullarda, geçmişin öğeleri geleceğin öğeleriyle iç içe geçer; bu iki yol kesişir... Hepimiz burjuva devrimiyle sosyalist devrimi karşı karşıya koyarız; hepimiz bu ikisinin kesinlikle ayırt edilmesinin mutlak gerekliliği üzerinde diretiriz. Ama bu iki devrimin tek tek, belirli öğelerinin tarihin akışı içerisinde iç içe geçtikleri yadsınabilir mi?" (LCW, 9. 84–85.)

"Gücümüzün yani sınıf bilincine erişmiş, örgütlü proletaryanın gücünün ölçüsüne kesinlikle bağlı olarak, demokratik devrimden hemen sosyalist devrime geçmeye koyulacağız. Biz kesintisiz devrimden yanayız. Yan yolda durmayacağız." (LCW, 9.236–237.)

İki buçuk yıl süren emperyalist savaştan sonra, 1917 Şubat'ında, Rusya'daki işçiler, köylüler ve askerler barış, toprak ve ekmek isteyerek ayaklandılar. Tecrit olan ve bütün saygınlığını yitiren çarlık istibdadı ayrı bir barış antlaşması yapmak üzere Almanya'yla gizli görüşmelere başlamıştı. Bunun üzerine, Rusya'yı savaşın içinde tutmaya kararlı olan İngiltere ve Fransa'nın baskısıyla, burjuva önderler çan çekilmeye zorladılar ve bir demokratik cumhuriyet ilan ettiler. Ne var ki, böyle davranmalarının nedeni güçlü olmaları değil, tam tersine güçsüz olmalarıydı. Halkın isteklerini yerine getirmek gibi bir amaçlan olmadığı anlaşıldı. Lenin, elde edilenlerin yitirilmemesi için hemen devrimin ikinci aşamasına geçmek gerektiğini kavradı:

"Rusya'da bugünkü durumun belirleyici özelliği, ülkenin -proletaryanın sınıf bilincinin ve örgütlenmesinin yetersiz oluşu yüzünden iktidarı burjuvazinin eline veren- birinci devrim aşamasından, iktidarı proletaryanın ve köylülerin en yoksul kesiminin eline vermesi gereken ikinci devrimci aşamasına geçmekte oluşudur." (LCW, 24. 22.)

"Ya ilerlenecek ya da gerilenecek. Bir devrimde hiç kimse olduğu yerde kalamaz. İktidarın yoksul köylülerce desteklenen devrimci proletaryaya geçmesi, insanoğlunun gördüğü en sağlam ve en az acılı biçimlerde, barış uğruna bir devrimci mücadeleye geçiş anlamına gelir..." (LGW, 25. 28.)

Lenin, bir yıl sonra, Ekim Devrimi’ni incelerken şunları yazıyordu:

"Devrimin izlediği yol, bizim düşüncemizin doğru olduğunu göstermiştir. Önce, "tüm' köylülerle birlikte monarşiye, toprak sahiplerine ve ortaçağ kalıntılarına karşı (buraya kadar devrim burjuva nitelikte, burjuva-demokratik nitelikte kalır); sonra da, yoksul köylüler, yarıproleterler ve tüm sömürülenlerle birlikte, köy zenginleri, kulaklar ve vurguncular da içinde olmak üzere kapitalizme karşı; bu noktada devrim, sosyalist nitelikte bir devrim haline gelir. Birincisiyle ikincisinin arasına yapay bir Çin Şeddi çekmeye kalkışmak, bu ikisini proletaryanın hazırlıklığının derecesi ve proletaryanın yoksul köylülerle olan birliğinin derecesi dışında herhangi bir şeyle birbirinden ayırmaya çalışmak, Marksizmi alabildiğine çarpıtmaktan, kabalaştırmaktan ve Marksizmin yerine liberalizmi koymaktan başka bir şey değildir." (LCW, 28. 300.)

Lenin, devrimin dördüncü yıldönümünde yaptığı konuşmada şöyle diyordu:

"Rusya'da devrimin dolaysız ve acil hedefi burjuva demokratik nitelikte bir hedefti; yani ortaçağ kalıntılarını ortadan kaldırmak ve baştan aşağı süpürüp atmak, Rusya'yı bu barbarlıktan, bu ayıptan kurtarmak, ülkemizdeki tüm kültür ve ilerlemenin karşısına dikilen bu engeli kaldırmaktı. Bu temizliği 125 yıl önceki büyük Fransız Devrimi'nden daha büyük bir kararlılıkla, çok büyük bir hızla, çok daha büyük bir cesaretle, çok daha büyük bir başarıyla ve kitleler üzerindeki etkisi bakımından çok daha geniş çapta ve derinliğine gerçekleştirdiğimiz için haklı olarak gurur duyabiliriz… Burjuva-demokratik devrimi şimdiye kadar kimsenin yapmadığı bir biçimde tamamladık. Sosyalist devrime doğru bilinçli bir hiçimde, kararlılıkla ve sapmadan, onun burjuva demokratik devrimden Çin Seddi'yle ayrılmadığını bilerek, nereye kadar ilerleyeceğimizi, bu büyük ve şanlı görevin ne kadarını gerçekleştireceğimizi ve zaferlerimizi ne ölçüde sağlamlaştırabileceğimizi son çözümlemede sadece ve sadece mücadelenin belirleyeceğini bilerek ilerliyoruz. Bunu zaman gösterecek. Ama topumun sosyalist dönüşümü konusunda daha şimdiden çok büyük -bu mahvolmuş, tükenmiş, geri ülke için çok büyük- işlerin yapılmış olduğunu bugünden görebiliyoruz." (LCW, 33.51.)


kaynak: George Thomson

----------------------- Fırat --------------------------------



===============================================
FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...
===============================================

0 Yorum ve Eleştirilerinizi bekliyoruz: