Bu yazıda şu sorulara yanıt verilmeye çalışılmaktadır.
ABD’nin dünyadaki politikaları
ABD’nin dünyadaki politikaların sonuçları
ABD’nin Türkiye’deki politikaları
AKP nasıl kurulmuştur?
Abdullah Gül ve Recep Tayip Erdoğan kimdir
AKP’nin fikir babaları, teorisyenleri ve de AKP’yi destekleyen kuruluşlar kimlerdir?
Türkiye’de hangi televizyon kanalları ılımlı İslam’ı yani AKP yi desteklemektedir?
AKP’nin uygulamaları
AKP’nin güçlenmesinin altında yatan nedenler
AKP ve belediyeler?
AKP seçimleri nasıl kazandı?
AKP’den alternatif toplum
Dünya 2. dünya savaşından sonra olduğu gibi yeni dünya düzeni adı altında yeniden paylaşım savaşı süreci yaşanmaktadır. Bu paylaşım sürecinde büyük oyuncuları yani kapitalist büyük ülkeler dünyanın değişik bölgelerini hâkimiyet alanları olarak bölüşmeye, yeni dengeler ve taraflar oluşturulmaya çalışılmaktadır.
Dünya bir çatışma alanına sahne olmaktadır. Bu çatışmanın baş aktörleri kapitalizmin güçlü merkezlerini oluşturan ABD ve AB ülkeleridir.
Ülkeler ve ülkelerin içinde yaşanan çatışmalar kapitalist sisteme karşı verilen mücadeleden çok
Türkiye dünyada yaşanan çatışmanın ve savaşımın dışında değildir bi zati içindedir.
Dünya tarih sahnesi bambaşka bir dönemle karşı karşıyadır. Tarihteki birçok devlet dünyayı egemenliği altına alma amacını hedeflemiş ama hiç birisi başaramamıştır. ABD bu hedefe ulaşma iddiasındadır.
Bugün ABD dünyadaki bir çok politikayı yönlendiren aktörü konumundadır. Dünyada meydana gelen tüm sosyal olayları bu aktörden bağımsız düşünmek imkânsızdır. ABD soğuk savaş sonrasında tüm dünyayı hâkimiyet alanı olarak belirlemekte bu doğrultuda politikalar benimsemiştir. ABD Askeri varlığı ve çok uluslu şirketleriyle tüm dünyaya yayılmış durumdadır. ABD’nin yayılım politikasında iktisadi ve askeri gücünü kullanarak gerçekleştirme çabası içindedir.
ABD kendi çıkarına ve kendisine itaat etmeyen her ülkeyi düşman ilan etmiştir.
ABD’nin dünyadaki politikaları
ABD’nin 1960’lardan 1990’lara kadar dünyanın gelişmekte ve geri kalmış ülkelerde kendi çıkarları doğrultusunda müdaheleri söz konusu olmuştur. Abd nin iktidara getirdiği yönetimler arap ülkelerinde şeyh ve emirlikler kralıklar şeklinde olurken, Latin Amerika ülkelerinde ve Türkiye gibi ülkelerde serbest piyasa ekonomisini yerleştirmek ve yaygınlaştırmak amacıyla operasyonlar ve askeri darbeler gerçekleştirmiştir. Askeri darbeler ve operasyonlardan sonra kendisine yakın kişileri iktidara getirmiştir.
ABD’nin tüm dünyaya yaymaya benimsetmeye çalıştığı sistem demokrasi görünümü altında demokrasiyle uzaktan yakından alakası olmayan oligarşik totaliter rejimlerdir. ABD kendi çıkarlarına hizmet eden itaat eden kişileri iktidara getirmeye çalışmakta halkları bu kişiler üzerinden sömürme mekanizmalarını kurmaya çalışmaktadır. Bu politikalara direnen, karşı çıkan ülkelere farklı muameleler uygulamaktadır. Kimilerine doğrudan askeri harekatlarla işgal etmekte kimilerine ekonomik operasyonlarla (borsa-dolar-faiz üçgeninde) iç ülke politikalarını ele geçirerek ülkeyi kontrolü arlında tutmaktadır. Kimilerine ise demokrasi ve seçim adı altında darbeler gerçekleştirmektedir.
ABD’nin dünyadaki politikaların sonuçları
ABD dünyadaki politikaları sonucunda geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde:
İktisadi ve sosyal sorunlar büyümüştür. Birçok ülkenin dünya üzerinde siyasi etkileri azalmış daha da bağımlı hale gelmişlerdir. İç savaş, dini ayrışmalar, kültürel ayrışmalar dışa bağımlılık artmıştır. Serbest piyasa ekonomisini benimsetme, ülkelerin yasal düzenlemelerin çok uluslu şirketlerin çıkarları doğrultusunda şekillendirilmesi, sosyal ve sendikal hakların ortadan kaldırılması ABD’nin batı dışındaki uluslardan taleplerinin başında gelmektedir.
ABD’nin dünya üzerindeki uygulamaları kültürel etkinliklerde postmodernizm, ekonomik ve siyasal alanda globalizmi güçlendirmiştir. Değiştirilen yasalarla halkçı politikalara darbe vurulmuştur.
ABD’nin Türkiye’deki politikaları
Türkiye’deki belirli zengin bir azınlık ABD ile parasal ve politik çıkar ilişkisine girmiştir.
Bu azınlık Türkiye’deki toplumsal alanı televizyon aracılığıyla kontrol altında tutup gruplar arası örgütlenmeyi, çatışmayı ABD ve kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmektedir.
Piyasa ekonomisini yerleştirme adına haksız rekabet artırılmakta piyasa çok uluslu şirketlerin tekeline geçmektedir. Toplumsal alanda (kurumlarda, eğitim, aile) çözülmeler meydana gelmiştir.
ABD bir dünya görüşü çerçevesinde kullandığımız kavramların içieriğini boşaltarak kendisi bu kavramların içeriğini doldurmakta ve bize sunmaktadır( demokrasi, ılımlı İslam gibi).
Türkiyede medya ABD nin çıkarları doğrultusunda psikolojik savaş aracı işlevini görmektedir. Medya Her gün halka bakın ırakta binlerce insan ölüyor, halimize şükredelim Türkiye’de öyle bir şey yok güvendesiniz mesajları vermektedir. Hâlbuki Türkiye’de bir işgal ve savaş var fakat halk bunun şeklini bilmemektedir.
Türkiye ıraktakinden farklı bir şekilde işgal edilmiştir. Halkın yönetim merkezlerini ele geçirerek idolojisini ve çıkarlarını uygulatmaktadır.
Medya Türkiye’de ABD taraftarlığını profesyonelce yapmaktadır.
Medya ABD barbarlığına karşı örgütlenebilecek güçlere saldırmakta oluşabilecek ortak aklı darmadağın etmektedir.
Dünya ölçeği üzerinde değişimi gerçekleştiren merkezi iktidarlar Türkiye’ye Ilımlı İslam projesini uygulamaya sokmuşlarıdır.
Ilımlı İslam, küreselleşme ekseninde AB ve ABD merkezi iktidarlarınca İslam dünyasını yeniden şekillendirmek için ürettikleri bir proje olarak düşünmek mümkündür.
ABD’nin Türkiye’ye biçtiği rol İslam ülkesidir. Türkiye için dini kimlik ön plana çıkartılmaktadır. İslam bir araç olarak kullanılmaktadır. ABD iktisadi ve hegemonik çıkarları doğrultusunda dini ve etnik politikayı bir silah olarak kullanmaktadır. Ilımlı İslam kelimesi yerine dönüştürülmüş İslam kelimesini kullanmak daha doğru olacaktır. Ilımlı İslam ABD karşısında olmayan anlamında içermektedir. Aslında İslam’ın özü emperyalizmle ve liberalizmle çelişmektedir. Ilımlı İslam tabiri İslam’ın liberalizme uydurulma çabasıdır.
Graham Fuller, Morton Abramowitz, Richard Holbrooke ılımlı İslam projesinin baş mimarlarıdır.
ABD ve AB için ılımlı İslam’ın anlamı çok farklı. Onlara göre İslam ikiye ayrılıyor; ABD ve AB'nin istediklerini yapmayanlara "radikal İslam" diyorlar. emperyalizmle işbirliği yapan siyasilere ise "ılımlı" adını uygun görmektedirler.
Küreselci politik tutumu savunanlar, Ilımlı İslam nitelemesini islamın özgün kaynaklarına dayandırarak değil çarpıtarak yapılandırmaktadır.
Toplumun kaderini avuçlarında tutan medya, ılımlı İslam projesine uygun olarak dinin toplumsallaştırılması, toplumun dine yönelmesinde birinci derecede bir güç olarak karşımıza çıkmıştır. Ramazan ayında oruç tutuna kitlelerin sayısında büyük artışlar gözlemlenmesi buna öneli bir örnektir.
AKP nasıl kurulmuştur?
ABD, Türkiye’deki İslam’ı kontrolü altına alıp kullanılmak istemektedir. Bu, “Amerikan usulü İslam” ya da “Ilımlı İslam” olarak tanımlanan modelin yaşama geçirilmesini Refah ve Fazilet partilerinin kadrolarından yeni bir parti kurarak uygulamaya sokmuştur.
AKP, ABD’nin dünya çapındaki yönelişinin Türkiye ayağını oluşturmaktadır.
Abdullah Gül ve Recep Tayip Erdoğan kimdir?
Abdullah Gül Exeter Üniversitesi'nde yüksek lisansını yapmıştır. İngiliz istihbarat servislerinin yurt dışı görevlere gönderilecek ajanlarının önemli bir bölümü Exeter Üniversitesi'nde eğitim görür. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz da Abdullah Gül'ün bu üniversiteden arkadaşıdır. Exeter Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ian Markham'ın "SaidNursî'nin başarısı: Hakikat ve hoşgörü" başlıklı bir makalesi vardır! Yani buüniversite "dinlerarası diyalog" un kurgulanmasında da vardır.Üniversiteyi bitirdikten sonra İngiliz istihbaratına elemanyetiştiren Exeter Üniversitesi'nde yüksek lisans yapan Abdullah Gül, CIA istasyon şefi Graham Fuller ile gizli bir görüşme yaptıktan sonra YenilikçiHareket'in başına geçmiştir.Dönemin milletvekillerinden Şevket Kazan Abdullah Gül’ün Amerikan elçiliğinden hiç çıkmadığını söylemektedir.
CFR'nin beyni Morton Abramowitz ve ABD Dışişleri BakanYardımcısı Mark Grossman!
Tayip Erdoğan “Ben Ülkeyi Pazarlamakla Mükellefim” demiştir.
AKP’nin maliye bakanlarından Kemal Unakıtan "Ne banka bırakacağız, ne fabrika, Ne de işletme. Liman da bırakmayacağız. Hepsini satacağız!" demektedir. Aynı şekilde Unakıtan "Staratejik yer imiş. Ne stratejisi, önemli olan müşteri bulmaktır. Müşteri gece gelsin, pijamayla çıkarım karşılarına. Seviyorum bu işleri arkadaş." Diyerek dönemlerinde bir çok toplumsal açıdan çok önemli olan kuruluşları satmıştır.
AKP’nin fikir babaları, teorisyenleri ve de AKP’yi destekleyen kuruluşlar kimlerdir?
AKP’nin beyin takımı Cüneyt Zapsuyu, Yalçın Akdoğan, Nabi Avcı, Ahmet Davutoğlu, Şaban Dişli, Ömer Dinçer, Mehmet Fırat oluşturmaktadır.
AKP felsefesini Osmancılık ideolojisine dayandırmaktadır.
Eski CIA başkanı Graham Fuller ılımlı İslamın ve AKP’nin fikir babasıdır.
AKP’nin arkasındaki destek ABD, AB ve Medyadır. AKP ye destek veren diğer önemli kuruluşlar TİSK, TOBB, TÜSİAD, MÜSİAD’dır.
Fehmi Koru, Soli Özer, Murat Yetkin, Süheyl Batum, Hasan Koni, İlber Ortaylı, Nilüfer Narlı, Burak Küntay, Can Kıraç, İshak Alaton, Mehmet Ağar, Mehmet Ali Bayar, Arzuhan Doğan gibi üniversite rektörleri, siyasi parti başkanları, akademisyen bilim adamları, holding yöneticileri, medya patronları ABD’nin ılımlı İslam projesine destek veren önemli üst düzey şahıslardır.
Türkiye’de hangi televizyon kanalları ılımlı İslam’ı yani AKP yi desteklemektedir?
Türkiye’de büyük medya iki gelel seçim öncesi ve sonrasında seferber olup AKP’nin propagandasını yapmıştır. Bu süreç içerisinde büyük medyanın televizyon kanallarını araştırdığınızda, izlediğinizde AKP’yi olumlayan binlerce haberle veya programlarla karşılaşmak mümkündür. Bazen AKP’yi eleştiriyor gibi görünse de aslında ciddiye alınmayacak kadar önemsiz eleştiriler olmuştur. Özellikle Türkiye’de en güçlü ve en çok izlenen TV kanalarından CNN Türk, NTV, ATV, Star, Show, Kanal D gibi önde gelen televizyon kanalları AKP’ye profesyonelce desteğini sürdürmüştür, sürdürmektedir. Kanal7, Samanyolu ve Fox televizyonları ise doğrudan doğruya AKP’nin bir kuruluşu gibi yayınlar yapmaya devam etmektedir. Ayrıca bunlara devletin televizyon kanallarını da eklemek mümkündür.
AKP son iki genel seçimlerde de halkın gücüyle iktidara geldiğini söylememiz zordur. Daha çok Türkiye ve batıdaki elitlerin, zenginlerin elindeki televizyonlar aracılığıyla iktidara getirtilmiştir.. AKP’nin iktidara gelmesinde birinci derecede en önemli faktörün televizyonların desteği olduğunu söylememiz mümkündür. Büyük medyanın televizyonları bu süreç içerisinde toplumsal kesim üzerinde bilgi kirliliği ile bombardımana tutmuştur. Televizyonların kitlelerin psikolojisi be bilinci üzerinde etkileri günümüzde artık herkes tarafından bilinmektedir. Televizyonun etkisi öylesine muazzam boyutlardadır ki insan algısı, davranışı, duyguları kimyasal maddelerin etkisi kadar etki etmektedir.
Türkiye için ABD stratejistlerinin öngördüğü "ılımlı İslam devleti" modelini Avrupa Birliği ülkeleri de kabul edilebilir bulmaktadır.
AKP iktidarı döneminde,
Özelleştirmeler ve devletin içinin birlikte boşaltılması...
Kişiye özel kanunlar ve kapitülasyonlar.
Dini kadrolaşmalar.
AKP’nin uygulamaları
AKP Türkiye’de işsizliği, yoksulluğu ne ölçüde azaltmıştır veya çözmeye çalışmıştır?
Eğitim ve sağlık sorunlarını giderebilmiş midir? Nasıl bir eğitim ve sağlık sistemi analayışını benimsemektedir. Sosyal haklar, sendikal haklar konusunda ne yapmaktadır?
AKP iktidarı döneminde SEKA yunan şirketlerine, Sümerbank İngiliz şirketlerine, Tekel İsrail şirketlerine, Pektim ve Tüpraş Amerikan şirketlerine satılmıştır.
Küresel medya tekelcisi Robert Murdock ve Doğan holding ilişkisi.
AKP’nin güçlenmesinin altında yatan nedenler?
Türkiye1980’li yıllardan itibaren çok önemli iki değişim yaşamıştır.
12 eylül askeri darbesiyle amerikan tarzı bir imlamın desteklenmesi ve güç kazanması
Turgut Özal’ın ekonomik ve politik kararlarıyla devlet yapısının işeyişinin değişmeye başlaması.
Kitlelerin depolitize edilmesi, solun tasfiye edilmesi.
Türkiye’de AKP, İslami kesimin sahip olduğu özel hastaneler, dershaneler, özel okullar, Kur’an kursları, yurtlar, işadamları, fabrikalar, hayır kuruluşları, aşevleri, medya kuruluşları aracılığıyla güçlenirken, bir yandan bu yapıları ve kurumları beslerken aynı zamanda da kendiside bunlar aracılığıyla beslenerek toplumun tabanına yayılması.
AKP ve belediyeler?
AKP seçimleri nasıl kazandı?
Uygulanana tarım politikalarıyla kırsal kesimde yaşayan insanların şehrin kenar mahallelerine göç etmesi sonucu kalabalık insan topluluklarından varoşların oluşması. Şehirlerin kenar mahallelerinde yoksul, işsiz insanlardan oluşan kalabalık insan kitlelerinden AKP yararlanmasını iyi bildi. AKP’nin arkasındaki medya’da bu insanlara her gün magazin, eğlence, yarışma, futbol ve dedikodulu yarışma programlarıyla uyutmayı ve onları yönlendirmesine yardımcı oldu.
AKP oylarının büyük çoğunluğunu yoksul, eğitimsiz ve cahil kitlelerden aldı. Bunun yanında Medyanın lojistik desteğini de yanına alan AKP seçimlerde büyük oy patlamasını yapmıştır.
Yoksulluk Türkiye’nin en önemli sosyal sorunlarından birisidir. AKP iktidarı döneminde yoksulluk soruna çözüme ilişkin hiçbir proje geliştirmemiş hatta işsizlik dahada artarak katlanmıştır. Bundan yararlanmaya çalışan AKP seçim döneminde “sadaka” gibi dağıtır gibi erzak torbaları, odun, kömür, çeyrek altın, giyecek, cep harçlığı, kırtasiye gibi yardımlarda bulunarak insanları kendisine bağlamasını bilmiştir. Bu sadaka şeklindeki yardımları bir kısmını seçimden önce bir kısmını da seçimlerden sonra verilmesi koşuluyla insanları kendilerine oy vermelerini sağlamıştır.
AKP’den alternatif toplum
AKP Türkiye’de, Mısır kökenli bir örgüt olan “Müslüman Kardeşler” modeline benzer bir modeli yerleştirmeye çalışmaktadır. Bu model, “Toplum içinde alternatif toplum” yaratmayı hedeflemektedir. Modele göre, yoksul yığınlar ve az gelirli kesimlerin en temel gereksinimleri belirlenir. Ardından, ücretsiz sağlık hizmeti sunan hastaneler ve sağlık merkezleri kurulur, öğrencilere sürekli artan sayıda burs sağlanır, dini eğitim veren kuruluşlar yaygınlaştırılır, daha çok insanı doyuracak aşevi açılır, daha geniş yığınları giydiren, maddi yardım dağıtan hayır kuruluşları çoğaltılır. Düğün, bayram, doğum gibi özel günlerde insanlara yalnız olmadıklarını hissettirecek ziyaretler yapılır, hediyeler verilir. Kısacası bir süre sonra, mevcut düzenin sorunlarını çözemediğine, kendilerine devletin değil de, İslam Dini’nin sahip çıktığına inandırılmış, giyimiyle, yaşam tarzıyla ülke toplumunun bir bölümünden farklı, dini motiflerle süslenmiş, giderek toplumun geri kalanına etki etmeye, baskı altına almaya çalışan bir toplum yaratılır
----------------------Tahir ------------------------
===============================================
FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...
===============================================
Herşey bu kadar zor mu??
-
Düşünceleri toplamak ve bu yazıyı yazmak.. Ne kadar zor. Bu ne bir isyan ne
bir sitem. Sadece anlamaya çalışıyorum. Kimseyi kırmadan incitmeden içimden
gel...
5 ay önce
0 Yorum ve Eleştirilerinizi bekliyoruz:
Yorum Gönder