Fırtınaya Hoşgeldiniz

Bu siteye artık herhangi bir ekleme yapılmayacaktır.

21 Temmuz 2008 Pazartesi

DEVRİMCİ DİYALEKTİK DERSLERİ-3

DEVRİMCİ DİYALEKTİK DERSLERİ-3

ULUSLARIN KENDİ KADERLERİNİ BELİRLEME HAKKI ve

ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞLARI


power point gösterisi:

http://www.mediafire.com/?tbyctnm2jed


DEVRİMCİ DİYALEKTİK DERSLERİ–3

ULUSLARIN KENDİ KADERLERİNİ BELİRLEME HAKKI

Proletaryanın ulusal sorun konusundaki tutumu, burjuva devrimine ilişkin tutumundan kaynaklanır. Proletarya, feodalizme ve emperyalizme karşı mücadelesinde burjuvaziyi destekler; eğer burjuvazi teslim olursa, proletarya bu mücadelenin önderliğini üstlenmeye hazırdır. Dolayısıyla proletarya, milliyet ayrımı gözetmeksizin bütün yurttaşlara eşit haklar tanıyan burjuva-demokratik ilkeyi destekler ve çokuluslu bir devlet içindeki ulusların ayrılma hakkını kabul eder:

"Farklı ulusların barış ve özgürlük içinde bir arada yaşamaları ya da (kendileri için daha elverişliyse) ayrılıp ayrı devletler kurmaları için, işçi sınıfı tarafından savunulan tam bir demokrasi zorunludur. Hiçbir ulusa ya da hiçbir dile hiçbir ayrıcalık tanınamaz; bir ulusal azınlığa en küçük bir baskı ya da en küçük bir haksızlık yapılamaz: İşte işçi sınıfı demokrasisinin ilkeleri bunlardır." (LCW, 19. 91.)

"Sömürüye, kâr sağlamaya ve rekabete dayanan kapitalist toplumda ulusal barış mümkünse, bu ancak bütün ulusların ve dillerin tam eşitliğini güvence altına alan, hiçbir zorunlu resmi dil tanımayan, herkese kendi anadilinde öğrenim göreceği okullar sağlayan ve anayasasında herhangi bir ulusa herhangi bir ayrıcalık tanınmasını ve bir ulusal azınlığın herhangi bir biçimde çiğnenmesini yasaklayan temel bir yasa bulunan, tutarlı ve tepeden tırnağa demokratik cumhuriyetçi bir yönetim sisteminde gerçekleştirilebilir." (LCW, 19.427.)

Aynı zamanda proletarya, bütün milliyetlere eşit haklar tanıyan burjuva-demokratik ilkeyi desteklemekle birlikte; burjuvazinin tersine, ulu¬sal mücadelenin sınıf mücadelesine bağımlı olduğunda diretir.

"Burjuvazi her zaman kendi ulusal isteklerini öne çıkarır, hem de bunu son derece kesin bir biçimde yapar. Oysa proletarya bu istekleri sınıf mücadelesinin çıkarlarına bağımlı kılar." (LCW, 20.410.)

"Sömürüye karşı başarıyla mücadele edebilmek için, proletaryanın milliyetçilikten arınmış bulunması ve sözgelimi, Çeşitli ulusların burjuvazileri arasında süreduran üstünlük kavgasında tamamen tarafsız olması gerekir. Herhangi bir ulusun proletaryası kendi ulusal burjuvazisinin ayrıcalıklarını azıcık bile destekleyecek olsa, bu durum başka bir ulusun proletaryası arasında kaçınılmaz olarak güvensizlik yaratır; işçilerin uluslararası sınıf dayanışmasını zayıflatır ve işçileri bölerek burjuvaziyi memnun eder." (LCW, 20. 424.)

"Proletarya, milliyetçiliğin kutsanmasını destekleyemez; tam tersine, ulusal farklılıkların giderilmesine ve ulusal engellerin kaldırılmasına yardım eden her şeyi destekler; milliyetler arasındaki bağları sağlamlaştıran ya da ulusların kaynaşmasına hizmet eden her şeyi destekler." (LCW, 20. 35.)

Proletarya, ulusların birbiriyle kaynaşmasından yanaysa, niçin ulusların bağımsızlık hakkını tanıyor diye bir soru sorulabilir. Evet, proletarya ulusların bağımsızlık hakkını tanımaktadır. Çünkü ulusal ayrılıkların üstesinden ancak ulusal özlemler gerçekleştirilerek gelinebilir:

"Biz, özgürce bir birleşme istiyoruz; ayrılmak hakkını tanımak zorunda olmamızın nedeni budur. Ayrılma özgürlüğü olmadan, özgürce bir birleşmeden söz edilemez." (LCW, 26. 176.)

ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞLARI

Komünist Enternasyonalin Üçüncü Kongresi'nde (1921) Lenin şöyle diyordu:

"Dünyanın nüfusunun çoğunluğunun başlangıçta ulusal kurtuluşa yönelik olan hareketinin, dünya devriminin yaklaşan belirleyici savaşları içerisinde kapitalizme ve emperyalizme karşı gelişeceği ve belki de umduğumuzdan çok daha devrimci bir rol oynayacağı son derece açıktır... Emekçi kitleler (sömürge ülkelerdeki köylüler), hâlâ geri olmalarına karşın, dünya devriminin önümüzdeki aşamalarında çok önemli bir devrimci rol oynayacaklardır." (LCW, 32. 482.)

O günden bu yana, bütün bir sömürge ve yarısömürge dünyadaki sınıf mücadelesi, ulusal mücadele biçimine büründü ve ulusal kurtuluş savaşlarına ve İkinci Bölüm'de ele aldığımız "yeni-demokratik" tipte devrimlere yol açtı. Çin'de, Japonya'ya karşı direnme savaşı sırasında Mao Zedung şunu söylüyordu:

"Ulusal nitelikteki bir mücadelede, sınıf mücadelesi ulusal mücadele biçimini alır; bu da, ikisi arasındaki özdeşliği gösterir. Bir yandan, belli bir tarihi dönem süresince çeşitli sınıfların siyasi ve iktisadi taleplerinin işbirliğini bozacak nitelikte olmaması gerekir; öte yandan, ulusal mücadelenin talepleri (Japonya'ya karşı direnmenin gerekliliği) tüm sınıf mücadelesinin çıkış noktası olmalıdır. Dolayısıyla, birleşik cephe içinde birlik ile bağımsızlık ve ulusal mücadele ile sınıf mücadelesi arasında özdeşlik vardır." (MSW, 2. 215.)

Komünist Partisi önderliğinde ve Mao Zedung'un halk savaşı stratejisinin rehberliğinde, küçük ve maddi bakımdan geri bir ulusun, tekelci kapitalizmin tüm varlığını harcadığı dev bir askeri mekanizmayla donatılmış en güçlü emperyalist devleti bile bozguna uğratabileceği, son zamanlarda birbiri ardı sıra birçok ülke, hepsinden önce de Vietnam tarafından kanıtlanmıştır.

Vietnam'ın kurtuluş savaşı bütün dünyanın desteğini kazandı. Böylelikle tek bir halkın ulusal mücadelesi uluslararası bir mücadele durumuna gelerek, Birleşik Amerika da içinde olmak üzere başka ülkelerde de yeni ulusal mücadelelere yol açtı. Lenin'in belirttiği gibi, Amerikalı zencilerin özgürlük ve eşit haklar uğruna verdikleri mücadele de bir ulusal harekettir:

"Birleşik Amerika'da, zenciler... ezilen bir ulus olarak nitelenmelidir; çünkü 1861–1865 İç Savaşı'yla kazanılan ve Cumhuriyet Anayasası'nca güvence altına alınan eşitlik, 1860–1870 yıllarının ilerici, tekelcilik-öncesi kapitalizminden yeni dönemin gerici tekelci kapitalizmine (emperyalizm) geçişe bağlı olarak, zencilerin yaşadığı başlıca bölgelerde (Güney) giderek artan bir biçimde birçok bakımdan kısıtlanmıştır…” (LCW, 23.275.)

Mao Zedung da, zencilerin hareketini desteklediğini açıklarken, bu hareketin hem bir ulusal mücadele, hem de bir sınıf mücadelesi olduğunu belirtti:

"Amerikalı zencilerin mücadelesinin hızlı gelişmesi, Birleşik Amerika'da şiddetlenen sınıf mücadelesinin ve şiddetlenen ulusal mücadelenin bir yansımasıdır.

"Son çözümlemede, ulusal mücadele, bir sınıf mücadelesi sorunudur... Sömürgeciliğin ve emperyalizmin yıkılası düzeni, zencilerin köleleştirilmesi ve zenci ticaretiyle başlayıp gelişmiştir ve hiç kuşkusuz kara derili halkın tamamen kurtuluşuyla son bulacaktır." (PR, 63–33.)

Ulusal kurtuluş mücadeleleri genişledikçe, emperyalizmin tahakkümü altındaki alan daralır; alan daraldıkça emperyalizmin sömürüsü yoğunlaşır ve böylece yeni yeni ulusal kurtuluş mücadelelerine yol açar. Bu, emperyalizmin asla kaçınamayacağı bir kısırdöngüdür:

"Dev bir canavara benzeyen ABD emperyalizmi, özünde, ölüm döşeğinde can çekişen kâğıttan bir kaplandır. Bugünün dünyasında gerçekte kim kimden korkmaktadır? Vietnam halkı, Laos halkı, Filistin halkı, Arap halkı ve öteki ülkelerin halkları ABD emperyalizminden değil, ABD emperyalizmi dünya halklarından korkmaktadır. Yaprak titrese, ödü patlamaktadır. Haksız bir davanın pek az destek bulmasına karşılık, haklı bir davanın büyük destek sağlayacağı, sayısız gerçek tarafından kanıtlanmaktadır. Zayıf bir ulus güçlü bir ulusu, küçük bir ulus büyük bir ulusu alt edebilir. Küçük bir ülkenin halkı büyük bir ülkenin zulmün yerle bir edebilir; yeter ki, mücadeleye atılmaya, silaha sarılmaya ve kendi ülkesinin kaderini kendi eline almaya cesaret etsin. Bu bir tarih yasasıdır." (PR, 70–22.)


kaynak: george thomson
marx'tan mao'ya devrimci diyalektik

===============================================
FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...
===============================================

0 Yorum ve Eleştirilerinizi bekliyoruz: