Fırtınaya Hoşgeldiniz

Bu siteye artık herhangi bir ekleme yapılmayacaktır.

9 Kasım 2007 Cuma

NÜKLEER ENERJİ

NÜKLEER ENERJİ


19-20 Ekim 2007 tarihlerinde Mersin Üniversitesi'nde Nükleer Enerji Sempozyumu yapıldı . Toplam 19 bildirinin sunulduğu sempozyumda genellikle "Nükleer Santral üzerine tartışıldı .

İlk oturumda , logoda görünen gözdeki yaşların niteliğini sorguladım . Hatta "sevinçten" diye bir espri de yapıldı .

Hayrettin Kılıç , kavramları açıyordu aslında ... Nükleer rönesans dedikleri ütopiktir diyordu ve çokca verdiği istatistikler içinde 1,6 milyar insanın henüz elektrik enerjisiyle tanışmamış olduğu bilgisi en çok dikatimi çekendi .

İlk oturumda en çok şaşırdığım ise "fikri olmayan" iki genç akademisyenin sunumlarıydı . Nükleer lobinin üzerinde faaliyet yürüttüğü akademisyenlere alışmıştık ama "fikrim yok" diyene de rastlamış olduk . Tabi suya sabuna dokunmamaktan öteye gidip nükleer santrali meşrulaştırmaya çalıştılar . Daha doğrusu duruşlarıyla , önlerindeki metinlerin aynılarını okumalarıyla , utangaç üsluplarıyla , ansiklopedik bilginin ötesine geçemeyen kafalarıyla orada bulunan yalnızca görüneni gören sözcülerdi bunlar .

Umur Gürsoy un sunumu ise TAEK ' in verilerinin doğruluğu ve güvenirliği üzerineydi . Akademisyenleri de laf arasında payladı , TAEK temsilcisini de ihmal etmeyerek ...

Ertesi günkü oturumda daha politik konular konuşuldu . "Nükleer karşıtlığı" vurgusu iyice baskınlaştı . En sonda yapılan panelde de uzun bir tartışma yapıldı pek çok eksiğin arasında ...

________ __________ ___________



Nükleer enerji , reaktör içerisinde Uranyum ve Toryum elementlerinin parçalanması sonucu meydana çıkan yüksek miktarda enerjinin , bir takım işlemler sonucu elektrik enerjisine çevrilmesiyle elde edilen enerjidir .

Santrallerden aklımızda kalan ( belleksiz bir toplumuz malum ) yalnızca büyük nükleer kazalar
( Çernobil , Three Mile ... ) Çevreye verdiği rutin zararı henüz görmediğimiz için çevre örgütlerinin , halktan yana akademisyenlerin verdiği istatistikleri bir türlü isteklerin temeline koyamıyoruz .

Bu sempozyumda "Karadeniz Bölgesi Çernobil'den etkilenmedi" diyen TAEK sorumlusuna , Soda , röntgen gibi şeylerin nükleer santralden daha fazla radyoaktif etki yarattığını söyleyen Prof. isim önekli kişiye aldırmadan durumun bütününe değinmek istiyorum .

Bilindiği gibi nükleer santrallerin kuruluş amacı askeri idi . Zaten hep enerji yüzündendir savaş . Hem sebebi hem sonucudur .

Bu konuyu tartışırken "nükleer" ile başlayan 3 tamlamayı birbirinden ayırmalıyız . Nükleer teknoloji , nükleer santral , nükleer ihale .

Nükleer teknoloji , tıp dahil birçok alanda insanlık için kullanılabilecek , "iyi" bir teknoloji .

Nükleer santral ise temiz ve güvenilir olmayan , CO2 emisyonsuz , gerekliliği tüm yenilenebilir enerji kaynaklarının önünde gösterilen , dışa ( emperyalistlere ) bağımlı , halka değil sermayeye elektrik üretecek olan santrallerdir .

Nükleer ihale ise dönen kirli pazarlıkların sonucu , kimlerin bu işten nemalanacağının belirlenmesi , daha doğrusu duyurulmasıdır .

Nükleer karşıtlarına değinmek gerekir burada . Zaman zaman düşülen en büyük yanılgılardan biri bu sorunu salt bir çevre sorunu olarak görmektir .

Bu sorun herşeyden önce genel politik durumun enerji alanına bir yansımasıdır . Enerji , bilimselliğinin yanı sıra her zaman politik bir konu olmuştur .

Çok büyük bir ivmeyle artan bu teknolojinin elbette hep daha fazla enerjiye ihtiyacı olacaktır . Gün gelecek nükleer de yenilenebilir kaynaklar da bunu karşılayamacak duruma gelecektir . O zaman hangi teknolojiden yararlanacağız ? Yine mi çevreden , sağlığımızdan ödün verip enerji üreteceğiz ? Burada teknoloji ve sanayi ile illgili bir üretim çılgınlığı yok mu ? Yada tüketim mi demeliydim ? Sonra , bu kadar enerjiye ihtiyacı olan bizler miyiz ? Halk mı ? Hiç sanmıyorum .


---------------- SERDAR ------------

===============================================
FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...
===============================================

0 Yorum ve Eleştirilerinizi bekliyoruz: