Fırtınaya Hoşgeldiniz

Bu siteye artık herhangi bir ekleme yapılmayacaktır.

25 Kasım 2007 Pazar

KAN DAVASI…

KAN DAVASI…

Kan davası yaşadığımız coğrafyada yabancı olmadığımız bir kavram. Uzun süredir insanların/ailelerin birbirine olan düşmanlığıdır kan davası. Neden başladığının çok önemi kalmaz bir süre sonra, önemli olan kimin daha fazla acı çektirdiğidir. Ekim ayında memlekette yaşanan olaylar devamlı kan davasını anımsatıyor. Yaşanan süreci herkes iyi biliyor. Önce kafaları karıştıran, faili meçhul bir minibüs taranması yaşandı. Ardından 13 asker bir pusuda can verdi ve en son meydana gelen sınır baskınında 12 askerin can verdiği ve 8 askerden haber alınamadığı açıklandı.
Bu gelişmeler yaşanırken hükümet K.Irak’a askeri müdahale için büyük bir mutabakatla meclisten tezkere çıkardı.
Son Dağlıca baskını olduğu geceden başlayarak olaylar halka yansıdı ve nasıl olduysa birdenbire insanlar sokağa çıkmaya başladı. Günlerce bayrak, şehitler ölmez konvoyları bütün caddelerde boy gösterdi. Aslında bayrak alıp meydanlara çıkmak bu yıl ilk defa olmuyor.
Seçimlerden önce AKP hükümetine karşı kurulan ulusalcı-milliyetçi cephe meydan-meydan gezip “Türkiye laiktir, laik kalacak” mitingleri düzenliyordu. Şeriat tehlikesi vardı ve vatansever yüz binler ellerinde bayraklarıyla vatan savunmasına geçmişlerdi.Doğal olarak ,yapılan seçimlerde de milliyetçi söylemler iyice arttı. Sağa-sola ip fırlatıp “al bununla as!! “ diyenler. “tek dil,tek millet, tek vatan” naraları atanlar meydanlarda boy gösterip, ölçülerini aldılar.Yapılan mitingler, çıkan tartışmalar AKP’nin tek başına iktidar olmasına engel olamadı. Milliyetçi-cumhuriyetçiler, liberal AKP karşısında boynu bükük kaldılar. Bu günlerde şoven-milliyetçi dalganın yükselmesi, seçim sürecinden bağımsız değerlendirilemez. Seçim öncesinde yükseltilmeye çalışılan milliyetçilik son dönemde yaşadığımız olaylarla artık tehlikeli boyutlara varmıştır.
Ellerine geçen fırsatı iyi değerlendirmek isteyen milliyetçi cephe, halkları birbirine düşman etmek pahasına her şeyi yapmaya başladı. Şehitler ölmez konvoylarında gözümüze sokulan bozkurt işaretleri, “milli ruh artık uyandı, sizi kaçtığınız yere kadar kovalayacak” söylemleri zaten her şeyi açığa çıkartıyor. Olaya duygusal tepki veren halk ise bu yavru bozkurtlar tarafından yönlendirilmeye çalışılmaktadır. Mesele vatan sevgisi, insan sevgisi falan değildir. Birilerinin olayı fırsat bilip buradan siyasi rant elde etme telaşıdır.Yok derdimiz vatan sevgisiyse eğer memleketteki bütün kurumlar, ormanlar, limanlar vs. uluslar arası sermayeye, arap şeyhlerine yok parasına satılırken bu arkadaşlar vatansever değil miydi?
Ya da “insanlar ölüyor tepki göstermeyelim mi?” diyenler iki-üç yıl önce 12 yaşında bir çocuğun bedenine 13 kurşun isabet ettiğinde insanları sevmiyorlar mıydı acaba?

Medyamızın bu konudaki çabaları da gözden kaçırılmamalıdır. Bütün gazeteler/gazeteciler intikam ateşini yakıp, dumanıyla halkı tütsüleme yarışındalar. Devam eden tartışmalar tamamen kan üzerine kurulmuş durumda. Kimsenin soruna barışçı çözümler önermek gibi bir kaygısı yok. 25 yıldır devam eden çatışmaların tek çözümü K.Irak’a askeri operasyon düzenlemekmiş gibi, sadece bu konu etrafında dönüyor tartışmalar. Milli takım Yunanistan ile yaptığı maçı kaybedince bir spor gazetesi can veren askerlerin isimlerini alt-alta yazıp “şehitler burada, milli takım nerede” diye manşet yapacak kadar olayları kullanmıştır.Bir futbol karşılaşmasıyla bölgedeki çatışmaları aynı düzlemde ele alabilen maymunların, kendilerini gazeteci gibi düşünmeleri bir yana, okuyanların halini siz düşünün artık. Gerçi en ufak olaydan milli meseleler yaratabilen medyanın, böyle hassas bir konuda genelkurmayın sözcülüğünü yapmaktansa akılcı-barışçı olmasını beklemek de biraz saflık olurdu herhalde.
Olayı tüm yönleriyle kullanan egemen anlayış, toplumun duygularını her yönüyle sömürmeyi ihmal etmiyor. Son günlerde yapılan şehit aileleriyle yardımlaşma kampanyaları da bunlardan biri. Yaratılmaya çalışılan suni dayanışma havasıyla toplumda milli birlik-beraberlik havası yaratılıyor sözde. Her yerde yardım kampanyaları yapılıyor.”Sanatçılar”, öğrenciler, memurlar.. herkes yardım etmek için sıraya girmiş durumda. Toplumun kendi içinde dayanışmasında kötü bir şey yok tabi. Sadece bir ayrıntı takılıyor kafama. Bölgede can veren askerlerin çok büyük bir çoğunluğu fakir ailelelerin çocukları ve aileler şimdi yardıma muhtaçlar durumda. Çatışmaların yoğun olduğu 90’lı yıllarda, bölgede askerlik yapanlara verilen maaş, yoksul gençler arasında vatan savunmak için iyi bir gerekçeydi. Belki de yıllardır kimsenin aklına bile gelmeyen ailelere yapılan üç kuruş yardım neyin diyetidir.
Tuzu kuru zengin-“sanatçı” tayfası verdikleri sadakalarla kendi vicdanlarını rahatlatmaya çalışsalar da, o insanların acılarını hafifletebildiklerine mi inanıyorlar. Yoksul Kürtlerle Türklerin birbirini öldürmesinde kimse bir sakınca görmüyor nasıl olsa.

Sokaktaki tansiyonun iyice yükseltilmesi herkese geçmişte yaşanan 6-7 eylül,Maraş,Sivas gibi katliamları hatırlatıyor.”İç savaş”, “mahallelerde çatışma” sanki sıradan şeyler gibi telaffuz ediliyor her yerde.Parti,dernek binalarına yapılan saldırılar,İstanbul’da Kürt halkının yaşadığı mahallelerde bazı evlere faşizanca çarpı işaretlerinin atılması, Diyarbakır firmalarına ait otobüslerin karadenizde silahlı saldırıya maruz kalması gibi birçok olay, bu kavramların hayatımıza çok uzak olmadığını da gösteriyor aslında.

Yıllardır “kardeşçe yaşayan Kürt-Türk halkı “ söylemini hoyratça kullanan (ama kardeşlerden birine devamlı üvey evlat muamelesi yapan) resmi söylem sahipleri, bugün o kardeş halkları karşı karşıya getirmekten çekinmiyorlar. Yapılmaya çalışılan halklar arasında kan davası yaratmak ve onların iliğini-kemiğini sömürmektir. Sevilmedik sadece kulak arkası kalanlarsa, kendilerini bu hır-gür içerisinde vatan sahibi zannedip, evlerini bayraklarla süslemeye devam edeceklerdir. Hala kendini vatan sahibi zannedenler, elektriğe, suya zam yapılırken, nükleer enerji komisyonlarda görüşülürken fikir beyan edebildiler mi? En kötüsü de hiçbir konuda hiçbir fikri olmayan insanların yaratılmasıdır.
Aslında Adalet bakanının 8 askerin serbest kalmasından sonra yaptığı açıklama söze hacet bırakmıyor. Efendim, sayın bakan askerlerin yaşamasına sevinememiş. İnsan hayatının, saygıdan yoksun bakan için değerini öğrenmiş olduk bizde.25 yıldır devam eden çatışmalar, ölen binlerce insan, halkın sırtına binen milyarlarca dolar maliyet vs. rağmen silahlı çözümsüzlüğü dayatan anlayışın yıllardır iktidarda olan son sürümüdür çiçekli kabine. Halktan yana değişen hiçbir şey yoktur. Bütün konularda, beyaz sarayın yaptığı açıklamalarının beklendiği, gelen direktifler doğrultusunda hareket edilen bir ülkede değişen sadece isimler ve semboller olabilir ancak.



_____ hanif _____


===============================================
FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...
===============================================

0 Yorum ve Eleştirilerinizi bekliyoruz: