Fırtınaya Hoşgeldiniz

Bu siteye artık herhangi bir ekleme yapılmayacaktır.

5 Ağustos 2008 Salı

Müzik Tarihine kuş bakışı - 1 (Çin Müziği)

Müzik Tarihine kuş bakışı - 1

Bundan böyle bu başlık altında müzik tarihini inceleyeceğiz ve tartışmaya açacağız. Bu çalışma, müzik tarihi ile ilgili kaynaklardaki genel gidişin aksine, salt tarihsel sıralamadan oluşan ve bestecilerin resmi geçit törenine dönüşen bir müzik tarihi olmayacaktır. Genel hatlarıyla dönemin koşulları aktarılmaya çalışılacak, peşisıra, müziksel yaşam, yapı ve çalgılar ile ilgili bilgiler verilecektir.

Müziğin tarihine toplumsal bir bakış olacağından - ki kuş genişi görür - toplumlar tarihinin dönemleme biçimini kullanacağız. Bu dönemler sırasıyla İlkel komünal toplum, Köleci toplum, Feodal toplum, Kapitalist toplum, Sosyalist toplumdur. Bu dizinin son yazısı olarak da müziğin geleceğini tartışacağız. Elbette, evrim-devrim diyalektiğini içinde barındıran sanatta, kırılmaları yaratan bireyler de vardır - ki kuş burada kişinin omzuna konar - . Bunlara da çok genel hatlarıyla ve işlevleri bağlamında değinilecektir.

İlkel toplumlardaki müziği, "Müziğin başlangıcına dair" adlı yazımızda açıklamaya çalışmıştık. Dolayısıyla, ilk olarak köleci toplumlardaki müziği ele alacağız. Köleci toplumlardaki müziği, eski uygarlıklardaki müzik yaşamını inceleyerek kavramaya çalışacağız. Yine burada da sırasıyla; Çin, Hindistan, Japonya, Tibet uygarlıklarını inceledikten sonra, Yakındoğu ve Doğu Avrupa'ya geçeceğiz ve orada da Mısır, Antik Yunan, Bizans ve Yahudi müzik geleneklerini inceleyeceğiz. İlk yazımız Çin müziği.

Çin Müziği

Eski uygarlıklardaki müziklere dair bilgileri, genellikle müzik dışı kaynaklardan ediniyoruz. Bunlar çoğu kere dolaylı bilgilerin ya da bulguların yorumlanmasıyla ortaya çıkıyor. Bu da eski çağların müzik tarihi ile ilgili bilgilere kuşku ile bakmamıza oldukça elverişli bir düşünsel zemin yaratıyor.

Çin gibi, geleneklerine bağlı toplumlarda kültürün "durağan" olduğu ya da yavaş bir şekilde evrimleştiği yargısından hareketle, bugünkü müziğe bakılıp, binlerce yıl önceki müzik hakkında çıkarımlar yapılıyor.

Çin uygarlığı

Çin, M.Ö 20.YY dan 20.YY'ın başına kadar çoğunlukla hanedanlıklarla yönetilmiştir. Hanedan kimi zaman ülkenin her yerine hakim olmuş - nadiren - , kimi zaman da bir kısmına.

Çin'deki üretimi tarımsaldı. Fakat geniş Çin coğrafyasının ancak 7'de biri tarıma elverişli idi. Çin, çok geniş bir coğrafi alanı ve 50'nin üstünde dili; yine pek çok etnik ve dinsel unsuru barındırır. Dolayısıyla, Çin kültürü, tek bir kültür değildir. Zaten bizim ulaşabildiğimiz bilgiler de kabaca, Çin'deki egemenlerin - yani hanedanlar, krallar, beyler - müziğidir. Yazılan tarih halkın tarihi değil, hanedanların, sarayların tarihidir.

Çin müziği

Bilinen en eski müzik, Çincedir. Çin müziği, müziğin evriminin ilk öğelerini taşımıştır. Çin'deki müzik yaşamı ile ilgili ilk belgelere M.Ö 4000'lerden kalmadır. M.Ö 1200- M.Ö 600 yılları arasında yönetimi sırasıyla ellerinde bulunduran Teng ve Sang hanedanları dönemlerinde Çin müziğinin klasik çağına ulaştığı söylenir. Bu yıllarda 300 kişilik orkestraların saraydaki konserlerinden bahsedilir. Fakat belgeler yok edildiğinden, ancak "mış"lı geçmiş zamana layık olabilecek bir bilgi gibi görünüyor. M.Ö 246'da İmparator Şi Huang, insanların müzik yüzünden iş yapmadıklarını belirtip, müziği yasaklar. Müziksel yazınlar ve çalgıları yok ettirir. Dolayısıyla, kendisinden önceki müziksel yaşama dair de müzik tarihçilerinin elini kolunu bağlar büyük ölçüde.

Çin'de müziğin toplumsal yaşantıdaki önemi

Çin'de müziğin ifade ettiklerini anlamak için Konfüçyüs okunabilir. Konfüçyüs, müziğin toplumsal yaşamda onarıcı bir role sahip olduğunu belirtir. Ayrıca insanı da tinsel ve fiziksel olarak güzelleştirdiğini iddia eder. Müzikteki uyumu, iyi ruhlarla dünya arasındaki ilişki ile bağlamlandırır. Aynı zamanda müziği, çok önem verdiği eğitimin bir aracı olarak da görür.

Çin'de , "Lo" ( "La"? , "Io" ? ) adı verilen gür sesli bir gongun, cinleri uzaklaştırdığına inanılır ve hastanın yanında iyileşmesi için çalınırdı.

Çok eskilere dayanan Çin tiyatrosunda da müzik, olayları ve perdeleri birleştirici bir öğe olarak kullanılırdı.

Çin'de, müziğin pek çok diğer yaşamsal öğe ile iç içe ve bağlı olduğu kabul edilirdi. Örneğin davul, yönlerden kuzeye, mevsimlerden kışa ve ilkelerden suya bağlıdır. Buna benzer bir durum olarak da diziyi oluşturan 12 yarım sesin her biri bir aya bağlıdır. Bunun sonucu olarak, ezgiler yıl boyunca aydan aya yarım ses yükseltilerek çalınır/söylenir. Yine pentatonik (5 sesli) dizideki seslerden herbiri bir mevsimi, bir gezegeni ve bir rengi temsil etmektedir. Beş sesli sistemin kullanılmasının nedeninin, "Beş" sayısının, Çinliler için kutsal olduğu savına da dayandırıldığına da rastlanır.

Müziksel yapı

Çin müziğindeki ses dizisi 12 notadan oluşur. Bu 12 ses içinden birbiriyle uyumlu olduğu sonucuna varılan sesler - ki bu seslerin arasında matematiksel bir bağ söz konusudur ve ayrıca bahsi geçen uyumun insanın doğasında olduğu da iddia edilmektedir - Çin müziğinde halen kullanlan pentatonik (beş sesli) diziyi oluşturur. Bu sesler Do üzerinden: Do-Sol-Re-La-Mi . Yukarıda bahsettiğimiz, aydan aya şarkının yarım ses değişkenlik göstermesiyle bu dizi transpoze ( Ton değişimi ) olur. Örneğin Do# - Sol# - Re# - La # - Mi olur.

Çin müziği tonik değildir. Yani, şarkı içinde çevresinde dönülüp, dolaşılıp en son varılan bir ana ton/ses yoktur. Şarkı, pentatonik(beş sesli) dizi içinde herhangi bir notada başlayıp, herhangi bir notada bitebilir.

Çalgılar

Davul, Zil , Gong, Çan, Kariyon (xsilofon benzeri bir çalgı), Kin (5 ipek telli), Hiuan (düdük benzeri), Ti (çapraz flüt) , Pai-Siao (12 borulu flüt) , Çu-Yu (tahta üflemeliler) ve ağız orgu.

serdaryturkmen@gmail.com

30 Temmuz Çarşamba


=============================================== FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA... ===============================================

0 Yorum ve Eleştirilerinizi bekliyoruz: