Fırtınaya Hoşgeldiniz

Bu siteye artık herhangi bir ekleme yapılmayacaktır.

5 Ağustos 2008 Salı

Gezi – Deneme

Gezi – Deneme


Her otobüs yolculuğunum bende, “gezi” ye dair yazma isteği yaratıyor. Oldukça da birikti yaşanmışlıklar. Daha açıkçası, gitmişlikler, gelmişlikler…Fakat bir türlü bu gitmeleri soyutlayamadım. Şu anda da başarabildiğim söylenemez ama başlıktan da anlaşılacağı üzere, deniyorum sadece. Yani her an kağıdı fırlatıp atmaya hazırım, ilk defa uğradığım bu şehrin, her şehirde 1001 tane benzeri bulunan bu çay bahçesinde.


Bir fiili, ismi, durumu… genellemek istediğimde, bilimsel yöntem fetişizminden olsa gerek, önce kelimenin etimolojisine dair düşünüyorum. Çoğu zaman bulamıyorum. Etimoloji sözlüklerine bakıyorum ilaç niyetine. Tabi, buranın kütüphanesinde bu sözlüklerden herhangi birinin olmayışının dolaylı anlatımı bu. Yani, benim kelimenin etimolojik kökenine inemeyişimin…


Keşke “gezi”nin etimolojik kökeni, benim zihnimde yarattığı olumlulukla paralel olsa. Zaten bir yakınlık bulursam hiç affetmiyorum, dönüştürüyorum kelimeyi. Anlamlandırıyorum tekrar. Benim istediğimi anlatmayacaksa ne işe yarar kelime? Hiç.


Mesela köken “giz” olmuş olsaydı. Gel zaman, git zaman kelime “gez” e dönüşmüş olsaydı. Ben de oradan hareketle, gezmenin, gizleri açığa çıkarttığını iddia etseydim. Sonra söyleyeceklerimi de bunun üzerine kursaydım, eminim ki inandırıcılıktan pek de uzak olmazdı.


Ya da kök “êz” desem, kelimenin kökünün Kürtçe’de “ben” anlamına geldiğini ve kişinin kendisine gönderme yapması bakımından , özgürleşme anlamına geldiğini anlatsam, bir de referans kaynak uydursam: Yalçın Küçük – Gizli Etimoloji . Var mı böyle bir kitap? Henüz yok. Ama inandırıcı değil mi? Ben yazdım oldu. Sonra birisi aldı bunu dergisinde yayınladı. Ardından da başka biri, bu bilgiyi referans göstererek tezini kurdu. Neresi bilim? Atın dişleri var mı? Aç ağzını bak.


Konuyu dağıtmadan “gezi” sözcüğünün etimolojisi ile ilişkin fantezilerime devam ediyorum.


Mesela “göz” den türemiş olsaydı. Yani, gezmenin, görmek ile paralel anlamlar taşıdığını söyleyebilseydim. Hatta sonra daha da derine inseydim. Gözün de “köz” den geldiğini, gözleri dağlanan insanlardan bahisle dönüşümün gerçekleştiğini anlatsaydım. Hatta onun da “öz” den geldiğini - çünkü ateş insanın özüdür – iddia etsem. Öyle ya Kuran’da da yazıyor. Bu da tamam dinsel referans da var. Şüphe götürmez.


Sözün kısası, etimolojik tahlili yapamadım. Sırada tarihsel tahlil var. Bari onu halledersem 3-5 bir şey karalayabilirim. Mesela göçebe topluluklarla ilişkilendirebilirim. Ama o gezmek olmuyor ki, genelde zorunluluk. Bu bölgedeki pek çok insanın zorunda kaldığı göç, bir gezme faaliyeti midir? Tabi ki hayır. Bu noktada keyif ile, para ile ilişkileniyor anlatacaklarım. Bir türlü “bir yaşam tarzı olarak gezme”nin ne olabileceğine dair içimi kemirenleri açığa vuramadım.


Psikolojik tahlil, işi kurtarır diye sarıldım kendime. Fakat gezginlere dair kalemimin pek az oynayabileceğini – cehaletimi – gördüm. Zaten ben de oluşanlar da henüz net değildi.


Kendimden yola çıkıp – hele de yalnızca kendimde kalarak – bütüne dair yargılara varmaya kalkarsam bu, kişisel yargımdan öteye geçmeye aday olamaz. Dolayısıyla sosyolojiyle de paslaşamadım.


Madem öyle, niye yazıyorum hiçbir şey bilmediğim bu konuda. Gerçi bunun güzel cevapları var. “Ne bilmediğimi öğrenmek için” gibi… peki bu yazı benden başkasının işine yarar mı? Yoksa benin tatminim düzeyini aşamaz mı? Altı üstü yazı, ne bekliyorum ki?


“3 tane tırnak makası bi lira “


Adam ikinci kez söylüyordu bunu. Daha doğrusu ben giderken ve gelirken duymuştum oysa o, zamanın hızına aldırmadan aynen tekrarlıyordu sanıyorum bu cümleyi. Zamansızlığa oynuyor gibiler bütün bu çözümsüzlüğün içinde. Onun gibi onlarcası.

3 Ağustos 2008

Elazığ

serdaryturkmen@gmail.com



=============================================== FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA... ===============================================

0 Yorum ve Eleştirilerinizi bekliyoruz: