Fırtınaya Hoşgeldiniz

Bu siteye artık herhangi bir ekleme yapılmayacaktır.

3 Şubat 2008 Pazar

EVET, HERKES İŞİNİ YAPIYOR


EVET, HERKES İŞİNİ YAPIYOR


Türban tartışmalarıyla rejimin ciddi bir tehdit altına girdiğini, ülkeyi karanlık bir geleceğin beklediğini ifade edenler tepkilerini artık eylem yoluyla da göstermeye başladılar. BOP eşbaşkanı Tayyip ERDOĞAN bu tepkiler üzerine yaptığı bir konuşmada oldukça rahat ve kendinden emin bir tavırla "herkes işini yapıyor" dedi. Yani siz aydınlanmadan, modernizmden, ilericilikten yana tavır koyanlar ne kadar çabalarsanız çabalayın ben kendi bildiğimi (başöğretmen ABD tarafından verilen eğitim ile) yapacağım ve sizleri yavaş yavaş gelen "devrimimizle" ezeceğim diyor.


Evet, herkes işini yapıyor. Allahın hikmetiyle bu işi başaracağız diyenler, ABD'nin ve AB'nin hikmetine sığınıyorlar. Kâbeleri Washington ve Brüksel olanlar beş vakitini dünyayı yerle bir etme, sömürme planlarının, kaç tane insanın öleceğini hesap eden mabetlerde geçirip iman ediyorlar. Müslüman kardeşlerimiz gelin bir olalım diyenler, kardeşleri dünyanın dört bir tarafında katledilirken, işkenceye ve tecavüze uğrarken seslerini çıkarmıyor. Kardeşlerimizin katilleriyle el sıkışıp, antlaşmalar imzalarken, tezkereler çıkartırken, planlar yaparken, katillere TBMM kürsüsünden açıklama yapma hakkı verirken aslında bu işin içinde kendisinin de olduğunu itiraf ediyor "ben Büyük Ortadoğu Projesinin Eşbaşkanıyım" diyerek. Şeytanın yardımcıları kutsal melekler gibi iyilikten ve güzellikten bahsederken ona inananların ellerinden tutup cehennemin azabını yaşatıyor. Bedenlerimiz, topraklarımız ateşten kavruluyor, öldürüp öldürüp diriltiyorlar.


İşini çok iyi yapıyor, çooook. Ebeveynleri ABD ve AB sık sık takdir ediyor, iyi besliyor, sırtını sıvazlıyor, kalınca giydiriyor rahatsızlanmasın diye, hediyeleriyle şımartıyor bu yaramaz çocuğu. Bazen de kulağını çekiyor verdiği görevleri çabuk yapmayınca. İyi evlatları ülkenin yeraltı kaynaklarını, yerüstü kaynaklarını, işletmelerini, fabrikalarını haraç mezat satarken, çalışanların ve emeklilerin maaşlarını kısıp açlığa mahkûm edip kendi yandaşı işadamlarını, şirketleri paraya boğarken, eğitimi özelleştirip parası olan okur olmayan okuyamaz diyerek, sağlık hakkını özelleştirip parası olan bu hizmetten yararlanır deyip bizleri ölüme mahkûm ederken, gösteriyor hainliğini halkına karşı.


Çok iyi çalışıyor. Rakamlar öyle gösteriyor;

- CARİ AÇIK: 2002 YILINDA: 1.5 MİLYAR DOLAR iken 2006 YILINDA: 31.8 MİLYAR DOLARA çıktı
- 1923–2002 yıllarını kapsayan 79 yılda 57 milyar dolar olan cari işlemler açığı geçtiğimiz beş yılda toplam 112 milyar doları buldu.
- Yabancıların Türkiye’deki sıcak para stoku 2002 yılından sonra tam 12 kat arttı. 2002 yılı sonunda 6,6 milyar dolar olan Türkiye’deki sıcak para bu yıl mayıs ayı sonu itibariyle 88,1 milyar dolara ulaştı.
- Türkiye’nin 2002 yılında 15,5 milyar dolar olan dış ticaret açığı, 2006 yılında 53 milyar dolara ulaştı. Bu yıl ise 55 milyar doları bulacağı tahmin ediliyor.
- İHRACATIN İTHALATI KARŞILAMA ORANI
2002 YILINDA: % 70 iken
2006 YILINDA: % 62'ye düştü.
Türkiye’nin yıllık ithalatı 2002–2006 arasında yüzde 168 oranında artarken ihracattaki artış ise yüzde 137’de kaldı.
- TOPLAM BORÇ
2002 YILINDA: 221 MİLYAR DOLAR iken
BUGÜN: 400 MİLYAR DOLARI AŞTI
İÇ BORÇTA % 114
DIŞ BORÇTA % 64 ARTIŞ VAR
ÖZEL SEKTÖRÜN DIŞARIYA OLAN BORCU 2002 DE 44 MİLYAR DOLAR
BUGÜN: ÖZEL SEKTÖRÜN DIŞARIYA OLAN BORCU:126 MİLYAR DOLAR
Geçtiğimiz dönemde, Türkiye’nin toplam iç borçları 109 milyar YTL artarak 149,9 milyar YTL’den 259 milyar YTL’ ye kadar çıktı
- KİŞİ BAŞINA DÜŞEN BORÇ MİKTARI
2002 YILINDA: 3187 DOLAR
BUGÜN: 5534 DOLAR
Kişi başına düşen borç miktarında kritik oran 10 000 dolar.
Bu orana gelindiği takdirde, Türkiye geri dönüşsüz taviz vermek zorunda kalacak…
- AİLELERİN BANKALARA OLAN BORCU
ARALIK 2002: 4.3 MİLYAR YTL
MAYIS 2006: 24.4 MİLYAR YTL
AİLELERİN BORÇLANMASINDA % 467 ARTIŞ VAR.
- TÜKETİCİ KREDİLERİ
ARALIK 2002: 2.3 MİLYAR YTL
ARALIK 2006: 45.5 MİLYAR YTL
- KREDİ KARTI BORÇLARI
2002 DE: 4.3 MİLYAR YTL
2006 DA: 21.2 MİLYAR YTL
- ÖDENMEYEN KREDİ KARTI BORÇLARI:
2002 de 278 milyon YTL idi. Bu rakam 207 de 2 milyar 637 milyon YTL ye çıktı. 9.5 kat artış söz konusu…
- PROTESTOLU SENET
2002 DE 500 BİN PROTESTOLU SENET (816 MİLYON YTL)
2006 DA 1.178 BİN PROTESTOLU SENET (3.750 MİLYAR YTL)
2003 yılından sonra protesto edilen senet sayısı hızla artmaya başladı. 2002 yılında 499 bin, 2003 yılında 480 bin olan protesto edilen senet sayısı yaklaşık üç kat artarak 2006 yılında 1 milyon 200 bine yaklaştı.
Protesto edilen senetlerin tutarı da her yıl rekor üstüne rekor kırıyor. 2002 yılında 816 milyon YTL olan protesto edilen senetlerin tutarı, 2006 yılında 4,1 milyar YTL’ ye ulaştı.
- 5 yıl önce Türk finans sektöründe yabancı payı % 3 kadardı. Bugün borsa payı dahil % 40 ları aştı.
BANKACILIK SEKTÖRÜNDE YABANCI PAYI % 42 YE ÇIKTI.
14 BANKA YABANCILARIN OLDU.
SİGORTA ŞİRKETLERİNDE YABANCI PAYI % 40 I GEÇTİ.


Yine ABD orijinli olan AKP'nin koltuk değneği görevini üstlenen MHP tecrübe konuşuyor diyerek, türban konusunda AKP'nin yaptığı hamleye karşılık kendisi de bir hamle yapıyor. Uzunca bir süre önce böyle bir şeyi düşündükleri belli oluyor ve yapabilecekleri en iyi şeyi yapıyorlar. Madem ortada böyle bir kaymak varken neden AKP bunu tek başına yesin ki. Türk-İslam sentezli, sahte milliyetçi, sahte vatansever ABD'nin sadık elemanı MHP'nin doğasına yabancı bir durum değil gericiliğe ve emperyalizme hizmet etmek.


Geçmişine baktığımızda işinin ehli olduğunu görüyoruz. Batının sömürgeci politikalarına karşı sesini yükseltenlere, iş, aş istiyoruz diyenlere, tam bağımsız Türkiye diyenleri işkencelerden geçirip, katlettiler. Her zaman sığındıkları şey ise en çok içini boşalttıkları milliyetçilik ve kirlettikleri bu ulusun simgesi olan Türk bayrağı idi. Çelişkilerin yoğunlaştığı, safların keskinleştiği bu kızıla çalan atmosferde MHP ve onun gibi sahte vatanseverler içinde sonun başlangıcı. Emperyalizmin tüm araçlarıyla saldırdığı bir ülkede ona karşı gelişen milliyetçilik de -ya da buna öfke de diyebiliriz- saptırılmalı ve tersinden tekrar emperyalizme hizmet etmeli. Reaksiyonel gücü varlık sebebini ortadan kaldıracak biçimde kimliksizleştirmek MHP’nin asli görevi oldu.


Meydanlarda vatan-millet adına nutuklar atarken, üzerine bastığımız toprağı altında yatanlarla birlikte parsel parsel sattılar. “Vatanın birliği” için ırkçılık yapıp, kan döküp, düşmanlık tohumları ekerek bir milleti parçalamaya başladılar. Milliyetçilikleri ABD milliyetçiliğinin hizmetindedir. Şimdi ellerindeki bu kartın uçup gitmesi korkusu sarmaya başladı. Varlık sebebinden dolayı tuttuğu saffı artık görünmez kılmakta zorlanıyorlar. Bunun bilinçlerde sıçrama yapmasını önlemek için daha da vahşileşecektir. Kanla beslenen bu vampir günün ışımaması için daha fazla ölümlere sebebiyet vermekten çekinmez. Şafağın yaklaştığını gösteren emareler yaklaştıkça korkusu artıyor.


İşini sağlam tutarken saffını belli ediyor;

- 26 ocak günü ıÜüMarmaris limanına demirli ABD savaş gemisi USS Bataan’ı protesto eden Muğla ve Marmaris Ülkü Ocakları’nın başkanları görevlerinden alındı. ( http://www.sol.org.tr/index.php?yazino=7519 )
- Irak Savaşı başladığında, Ülkü Ocakları Genel Başkanı Alişan Satılmış Ankara'da Amerikan Büyükelçiliği yöneticilerine, "Siz Irak'ta Müslümanlara katliam yapıyorsunuz" diye çıkışıyor. "Müslümanlara..." Bir hafta sonra, Alişan Satılmış görevinden alınıyor. Görevden alan elbette MHP yönetimi.( http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=166726 )
- Amerikan Buyukelcisi Wilson'un 22 Nisan 2006'da Devlet Bahçeli ile MHP Genel Merkezinde görüşmesi sonucunda Büyükelçi konuşmasını şöyle bitirmisti:" Sayin genel başkan, sizinle daha uzun yıllar birlikte çalışacağız." (http://arsiv.sabah.com.tr/2006/04/24/yaz1007-30-131.html)

Paranın patronları ellerinde hesap makineleri artılar, eksiler, işten atılan, kolunu makineye kaptıran, ölen işçiler… Hesaplarını deftere kitaba çoktan dökmüşler. Piramidin en üstünde oturup kölelerini işsiz olma kırbacıyla çalıştırıyorlar, tanrının nimetlerini alarak. Onlar için ülkenin siyasal sisteminin, toplumsal şekillenişinin değişmesinin pek önemi yok. Kendi güvencelerini çoktan aldılar iş bitiren cinsten. Bakmayın öyle parmaklarını sallayıp uyarmalarına tek dertleri bu süreçte yaşanacak olan istikrarsız bir durumda kâr oranlarının düşmesidir. Arabayı sürerken hızınızı iyi ayarlayın ve fazla sarsmayın, ne size zara gelsin ne de bize derken bu iktidara ne kadar bağlı olduğunu gösteriyor.


***


Ya sizler işinizi iyi yapıyor musunuz? Biliyorum bazılarınız Fettullah’ın ilk gözdelerinden Turgut ÖZAL’ın tarif ettiği gibi o işi çok iyi yapıyorsunuz. Ne demişti “Benim memurum işini bilir”. Derinleşen yoksulluk yanında yoksunluğu da getiriyor. Bu çürüme iktidar sahiplerinin oluruyla dalga dalga yayılıyor. Her koyun kendi bacağından asılır hesabıyla kendi cebini doldurmaktan, yalnızca kendisine istemekten başka bir şey düşünmüyor ve içini boşaltıyor kendinden vererek.
Ve yine biliyorum ki hepiniz onların tarif ettiği, yaptığı şekilde iş yapmıyorsunuz. Açlığa, işsizliğe, kıyıma, karanlığa, hainliğe karşı doğru-yanlış, emekleyerek, düşerek, kalkarak baharı örgütlüyorsunuz. İçinizdeki küçük bir ışık bile onları korkutmaya yetiyor. Çünkü bilinir ki karanlıktakiler ışığa bakar ona koşar.


Dünyanın her bir köşesinde kaybedecek bir şeyimiz kalmadı diyen milyonlar gövdelerini siper ederek dünyanın doğum sancısı çektiğini müjdeliyor. Filistinli çocukların salladığı taş kanatlanıp semada bir kuş gibi salınırken umut oluyor ve daha fazla bir şey yapamamak eli kolu bağlı olmak bir kaya gibi oturuyor içimize. En büyük acıları yaşatıyor zulmü seyrederken atılan sessiz çığlılar.
Görüyorum gözlerinize baktığımda, içinize akıttığınız gözyaşları tufan olup taşmak üzere. Kutsal öfke, acılarla yoğrulan gözyaşlarını deryaya dönüştürürken Musa’nın asası dahi ellerinde olsa bunu yaramayacaklar.


Evet, herkes işini yapıyor. Sintinenin* dibindekiler bir iş yapılmasını gerektiğini biliyorlar. Şimdi işi öğreniyorlar eyleyerek.

Fırat ERDOĞAN

3 Şubat 2008


* Geminin en altında bulunan ve kirli atıkların bulunduğu bölüm

===============================================
FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...
===============================================

1 Yorum ve Eleştirilerinizi bekliyoruz:

Adsız dedi ki...

Bu tür yazıları okuyunca daha da kararıyor içim.Fakat sizlerin bu şekilde gözleri açık oldukça belki diyorum,belki.İleri de tüm bu çöpler atılıp gidilecek...
Umudumu yitireli çok oldu.Zaman dini DAR ların paralı dönemi.Bu zengin dinidarların yüzünü görünce bile midem bulanıyor(bu laf değil gerçek,çeviriyorum yüzümü leşe bakmak gibi tıpkı,bir farkı bunların tvden sesi de çıkıyor )Şu bir haftadır bedevi diniyle bile kavgalıyım içimde.Azıcık olan bağları bile koparıp attım.Bu kadar gerilikte olacağı o tabi, kadınlara da bacakarasından bakar tabi...Şu şeriat şerriyle birlikte bunları da alıp defolup gitse.
Yeni işleri ve dedikleri gibi kadınların kafasına bakıp bakıp işlerini yapıyorlar işte.Yazdıklarının bir çoğuna iş olarak bakabilmeleri için yürek gerekir,dürüstlük gerekir,bacaklarının arasından kopasıca tahrik olan kafalarını çıkarmaları gerekir,onur gerekir,erdem gerekir.Ben ne yazık ki işimi yapmak bile istemiyorum artık.Çok zorluyorum kendimi...