AKP VE ERGENEKONCULAR
Derin devletin en bariz suratları yargı karşısına çıktılar . Kimisi tutuklandı , kimisi serbest kaldı . Tabi hala deşifre olmayan pek çoğu derinlerde takılıyorlar . Bu tabii ki henüz darbecileriyle bile hesaplaşmamış olan bir toplum için olumlu bir gelişme .
Buradaki derin devlet tabirini biraz açmak lazım aslında da nerde bizde o bellek ! “Derin devlet” kavramı son dönemde “demokrasi” kavramı gibi herkesin kafasına göre tanımlar yaptığı , piyasa(nın) partilerinin , ideolojik argümanları içine ekleyerek anlamı daraltılan veya boşaltılan bir kavram haline geldi , ağızda sakızlaştı . Sakızlaştıkça , normalleşti .
Başlangıcı çok eskilerde aranması gereken “Derin devlet” olgusunun halk tarafından bilinirliği , Türkiye’de Susurluk olayı ile tavan yaptı . Halkın büyük bir bölümü ışıklarını yakıp söndürmüştü .
Derin Devlet ne iş yapar ? Tabi ki bu sorunun açık olan pek az cevabı var . Zaten açık olsa derin demezdik herhalde . Öncelikle çok büyük bir ekonomik ağın denetleyicisi ya da sahibidirler ( Ör. Sedat Bucak ) . Gerçi bunu en son söylemek gerekiyordu , çünkü sahip oldukları ekonomik güç derin olmalarından kaynaklanıyor .
Derin devlet mensupları , mafyadır ( Ör. Veli Küçük ) . Onlardan kolay kolay hesap sorulamaz . Kontrgerilla faaliyetlerinin düzenleyicisidirler . Şemdinli’de yaşananlar , emekli binbaşıların medyatik kitaplarında yazanlar , yapıldığı iddia edilenlerin yanında devede kulak kalır .
Peki durup dururken nereden çıktı bu “Ergenekon Çetesi” muhabbeti ? AKP’nin yandaş yayın kuruluşu Star gazetesinin manşetten PKK ve DHKP-C ile işbirliği yaptığını yazdığı “Ergenekon Çetesi” senelerdir bir çok faşizan eylemin planlayıcısı / azmettiricisi / savunucusu değil miydi ?
Her durum kendi tarihsel koşullarına göre değerlendirilmelidir elbet . O zaman şimdiki zaman ve mekana dikkat !!! .
Dağlıca şehitleriyle alevlendirilen milliyetçilik ve bunun sokak ayağını örmeye çalışan ve pan-türkçülükten başka herhangi bir politikası bulunmayan faşizan oluşumlar ( MHP , BBP , Kuvayı Milliye Derneği , Vatansever Kuvvetler Güç Birliği … ) pastadan pay alacak pozisyona geldiler . Aynı zamanda , halkın gündemi şu ara ; %25 e varan Zamlar ( en azından öyle olması gerekiyor ) . Basit bir paravan etkisi ile halkın var oluşsal sorunları rafa kaldırılıyor .
Bu bir denge politikasıdır . Dengeyi bozmadan karşıtların tasfiyesine uğraşmaktır .
Devlet aygıtının biçimine ve kadrolarına dair dönüşüm ( tabi ki ilerici değil ) fantezisi olan AKP’nin kendi derin güçlerini ( ki bunlar bilindik anlamda derin değil ; apaçık olan sermayedarlar ya da bunların jandarmalığını üstlenenler olacaktır ) yaratacaktır .
Bu faşizan grubun tasfiyesi ve politik zeminlerinin meşruluğunu yitirmeye başlaması , Kürt sorununda , bölgenin pazarlanmaya açılmasının önünde oluşabilecek sorunları da önleyebilecektir . Mesela , Kuzey Irak’ta dönecek ABD – Türkiye – Kürdistan pazarlığının ( İran mevzuu da pazarlık bahsi olacaktır ) sonucu olabilecek kısmi af için gerekli “baş ağrıtmayacak” zemin yaratılmış olacaktır .
Bu ülkenin ilerici zihinleri henüz bu düzlemlerde söz sahibi değil . Ama söz sahibi olacakları zaman da yaklaşıyor . Gerilim artıyor . Bölgedeki Kürtlerin , tamamen proleterleştirilmesiyle daha da artacak . Sistem o zaman kendi kendini tasfiye etmenin dayanılmaz hafifliğini yaşayacak .
Serdar , 31 Ocak 2008
Derin devletin en bariz suratları yargı karşısına çıktılar . Kimisi tutuklandı , kimisi serbest kaldı . Tabi hala deşifre olmayan pek çoğu derinlerde takılıyorlar . Bu tabii ki henüz darbecileriyle bile hesaplaşmamış olan bir toplum için olumlu bir gelişme .
Buradaki derin devlet tabirini biraz açmak lazım aslında da nerde bizde o bellek ! “Derin devlet” kavramı son dönemde “demokrasi” kavramı gibi herkesin kafasına göre tanımlar yaptığı , piyasa(nın) partilerinin , ideolojik argümanları içine ekleyerek anlamı daraltılan veya boşaltılan bir kavram haline geldi , ağızda sakızlaştı . Sakızlaştıkça , normalleşti .
Başlangıcı çok eskilerde aranması gereken “Derin devlet” olgusunun halk tarafından bilinirliği , Türkiye’de Susurluk olayı ile tavan yaptı . Halkın büyük bir bölümü ışıklarını yakıp söndürmüştü .
Derin Devlet ne iş yapar ? Tabi ki bu sorunun açık olan pek az cevabı var . Zaten açık olsa derin demezdik herhalde . Öncelikle çok büyük bir ekonomik ağın denetleyicisi ya da sahibidirler ( Ör. Sedat Bucak ) . Gerçi bunu en son söylemek gerekiyordu , çünkü sahip oldukları ekonomik güç derin olmalarından kaynaklanıyor .
Derin devlet mensupları , mafyadır ( Ör. Veli Küçük ) . Onlardan kolay kolay hesap sorulamaz . Kontrgerilla faaliyetlerinin düzenleyicisidirler . Şemdinli’de yaşananlar , emekli binbaşıların medyatik kitaplarında yazanlar , yapıldığı iddia edilenlerin yanında devede kulak kalır .
Peki durup dururken nereden çıktı bu “Ergenekon Çetesi” muhabbeti ? AKP’nin yandaş yayın kuruluşu Star gazetesinin manşetten PKK ve DHKP-C ile işbirliği yaptığını yazdığı “Ergenekon Çetesi” senelerdir bir çok faşizan eylemin planlayıcısı / azmettiricisi / savunucusu değil miydi ?
Her durum kendi tarihsel koşullarına göre değerlendirilmelidir elbet . O zaman şimdiki zaman ve mekana dikkat !!! .
Dağlıca şehitleriyle alevlendirilen milliyetçilik ve bunun sokak ayağını örmeye çalışan ve pan-türkçülükten başka herhangi bir politikası bulunmayan faşizan oluşumlar ( MHP , BBP , Kuvayı Milliye Derneği , Vatansever Kuvvetler Güç Birliği … ) pastadan pay alacak pozisyona geldiler . Aynı zamanda , halkın gündemi şu ara ; %25 e varan Zamlar ( en azından öyle olması gerekiyor ) . Basit bir paravan etkisi ile halkın var oluşsal sorunları rafa kaldırılıyor .
Bu bir denge politikasıdır . Dengeyi bozmadan karşıtların tasfiyesine uğraşmaktır .
Devlet aygıtının biçimine ve kadrolarına dair dönüşüm ( tabi ki ilerici değil ) fantezisi olan AKP’nin kendi derin güçlerini ( ki bunlar bilindik anlamda derin değil ; apaçık olan sermayedarlar ya da bunların jandarmalığını üstlenenler olacaktır ) yaratacaktır .
Bu faşizan grubun tasfiyesi ve politik zeminlerinin meşruluğunu yitirmeye başlaması , Kürt sorununda , bölgenin pazarlanmaya açılmasının önünde oluşabilecek sorunları da önleyebilecektir . Mesela , Kuzey Irak’ta dönecek ABD – Türkiye – Kürdistan pazarlığının ( İran mevzuu da pazarlık bahsi olacaktır ) sonucu olabilecek kısmi af için gerekli “baş ağrıtmayacak” zemin yaratılmış olacaktır .
Bu ülkenin ilerici zihinleri henüz bu düzlemlerde söz sahibi değil . Ama söz sahibi olacakları zaman da yaklaşıyor . Gerilim artıyor . Bölgedeki Kürtlerin , tamamen proleterleştirilmesiyle daha da artacak . Sistem o zaman kendi kendini tasfiye etmenin dayanılmaz hafifliğini yaşayacak .
Serdar , 31 Ocak 2008
===============================================
FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...
===============================================
0 Yorum ve Eleştirilerinizi bekliyoruz:
Yorum Gönder