ZAMAN – ÜTOPYA Dışavurum
Zaman egemenlere doğru akıyor. Kendince barikatlar kuruyorsun. Şimdilik üzerimizden akıp gidiyor. Geçerken bıraktığı tortular, uyumlaştırıyor bizi sürekli. Tabi bu uyum adaletsizliğe, sömürüye, yeni dünya düzenine, sinmişliğe, küresel yabancılığa uyum.
Bazen, öyle insanlığa aykırı fiillerin gerçekleştiricisi oluyoruz ki … Dönüp arkaya bakmak yol aldıkça ürkütücü oluyor. İşin kötüsü gerçekleştir -diklerimizin öznesi gibi görünmemize rağmen çoğu zaman, cevabı çoktan seçmeli bir sorunun içinde buluyoruz kendimizi. Çözümü başka sorularda aramaya yöneliyoruz doğal olarak. Fakat, sanki unutuyoruz yapmadıklarımı- zı ki zaten belleğimiz biraz zayıf, unutuyoruz onların yaptıklarını. İlkokulda ödev yapmadığımız zaman başka birinin de ödev yapmamasının verdiği rahatlıkla açıklıyoruz yapmayışlarımızı kendi içimizde . Eylem öncülüğü önemli. Sen yaparsın, birilerinin içindeki çelişkiyi kaşırsın, olan olur.
Yıkıcı bir anlayış yaratabilmek için, var oluş koşullarının içinde yaratılabilecek maksimum yıkıcılığı içleştirmek gerekir.
Dönem dönem kırılmalar yaşamak gerekir elbet. Bunlar yeni dönemleri besler. Zaten yeni dönem lafının “yeni” sinin yaratılmasının ön koşuludur kırılmalar. Şizofreniden sapmak… Sık sık sorgulamak kendini… Tehlikeli muhafazakarlığa aman vermemek içte ve dışta…
Mülksüzleşmek gerek. Çünkü esiri olursun sonrasında. Aslında biz olduğumuz için mülkiyet vardır. Fakat bir süre sonra mülkiyet olduğu için bizler olmaya başladık. Mülkiyet edinimi için emek harcanmaya başladı. Üretken emeğin, insanın kendini gerçekleştirme aracı olduğu muhabbeti ortadan kalktı.
Bir toz veya bir dünya…Ne kadar büyüklük ve küçüklük varsa hepsinin “bağ”larını sıklaştırmak gerek ve tabi ki tüm “bağımlılık”ların reddinin gündelik yaşamımıza içkin hale gelmesi…
Bütün bunlar acıyı tatmayı gerektirir. Mutsuzluğu, umutsuzluğu değil acıyı.Rahimden çıktığımızdan beri maddi ve manevi pek çok uyuşturucu ile beslediler beynimizi ve bedenimizi, ya da zehirlediler mi demeliydim? Bu zehri atmak için ya bıçakla deşilecek bacak, kızıllıklar akacak ya da “neşterlenip” atılacak tarihin karanlığına. Bu anlamda acı, en büyük şanstır bugüne.
Hayaller bile tükeniyor veya aynılaşıyor. Ütopyalar gel zaman git zaman masallaştı. Yolun geri kalanını sis kaplamış, göz gözü görmüyor. Herkes yabancı. İstisnasız herkesin bir sebebi var ya da sitemi kendinden dışa. Pek az zaman önceki büyük ütopyaların, gelecek kurgularının yerini alan bireyci romantik Hollywood hayalleri bile bir bir patlıyor zihinlerde. Hayal kurayım derken bir bakıyor ki işten atılmış. Hayal etme hakkın var senin alsana. Umutlar dibe gidiyor. Galiba asıl orada başlayacak en güçlü direniş, en fantastik hayaller, saran umutlar. Umutlar benliği aşacak artık. Beden önemsizleşecek pek çok değerin karşısında. Şizofreni sona götürmemiş ise dünyayı, oluk oluk zehir akacak aynı yönde. Artık zamana falan da gerek kalmayacak .
Serdar ,14 mayıs 2008
===============================================
FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...
===============================================
Herşey bu kadar zor mu??
-
Düşünceleri toplamak ve bu yazıyı yazmak.. Ne kadar zor. Bu ne bir isyan ne
bir sitem. Sadece anlamaya çalışıyorum. Kimseyi kırmadan incitmeden içimden
gel...
5 ay önce
0 Yorum ve Eleştirilerinizi bekliyoruz:
Yorum Gönder