Yaşamak için bir neden söyle
Öncelikle şunu belirtmek isterim; bu bir yazılı düşüncedir. Değişebilir, gelişebilir.
Önceki iki yazı
Volkan diyor ‘yaşamak için neden yaşamın ta kendisidir aslında’ : “iz bırakabilmek için...”,
“sevmek sevilmek...", "film izlemek ve hatta ileri gidip film çekmek", "çocuklarım....", "aşk...", "nefes alıp vermek,görmek,hissetmek..." …
Gerçekten de herkesin yaşamın bir alanında yaptığı/yapmadığı bir şeyleri var.
Aslen şizofrendir insan diyen Serdar ise insanın var olmayı sürdürmesinin en kapsayıcı sebebin umut olduğunu vurguluyor.
İşte o söz
Hani bazen bir sözle karşılaşırsınız ve perde açılır ya, işte Balzac ve onun sözü “Hiç kimse bir alışkanlığa veda etmek cesaretini gösteremez.”
Sevgili arkadaşlar, ben hayatımıza hakim olan olgunun ‘alışkanlık’lar olduğunu düşünüyorum. Etimolojik olarak alışkanlık, Latince kökenli ‘tutmak’ anlamına gelmektedir. Yani muhafaza etmek, bırakmamak… Alışkanlıklar, dayanıklıdır, güçlüdür. Bir çok müdahaleye karşı direnirler. Ben şunu biliyorum ki insan tanımadığı, bilmediği, ön görü yapamadığı şeyden korkar. Ve bunun için de yeni bir şeyler yapmak her zaman zor olmuştur. Genelde elimizde var olanı tutmayı, muhafaza etmeyi tercih etmişizdir.
Bir arkadaşımızın henüz taslak halinde olan –şu an da tartıştığımız konu eksenli- yazısında ‘yaşıyorum; çünkü ölmeyi bilmiyorum.’ gibi bir yaklaşım vardı. Galiba çok da yalan bir yaklaşım değil bu. Yaşıyoruz; neyse yaşamanın biyolojik gerekleri yerine getiriyoruz: nefes alıyoruz, su içiyoruz , yemek yiyoruz, sevişiyoruz… Oysa bunun hiç birini yapmayabiliriz de.
Ama alıştım, karıştım ben sana yaşam…
Ben diyorum ki yaşamaya alışmışız; anlam katmak için de kimi zaman aşık olmuşuz, müzik yapmışız, resim çizmişiz, ezen sınıfa karşı ezilen sınıf mücadelesi vermişiz, kitap yazmışız, film çekmişiz... Bütün bunları yaparken de ‘umut’ etmişiz.
Yani (sanırım) yaşamak için tek bir neden yok. Bir çok nedenin oluşturduğu alışkanlık var.
Saygılar…
Alışkanlık
Anlam Katma
Umut
Not: Şunu da eklemek de fayda var. Kimi zaman bireyin kendi yaşamına kattığı anlam onun yaşamının sonlanmasına yol açabilir. Örneğin yaşama anlam katan bir aşk olgusu kimi zaman yaşamı sonlandırma nedeni olabiliyor. Buradan şu sonucu çıkartmamak gerek: Onun yaşama sebebi aşktı. Hayır, aşık olurken beraberinde yaptığı bir çok eylem vardı. Belki de ‘yaşamına anlam katan alışkanlığa –aşka- son verdi; bu da ölmesine yol açtı.’ denilebilir.
_____________ Serkan _________________
===============================================
FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA... ===============================================
Herşey bu kadar zor mu??
-
Düşünceleri toplamak ve bu yazıyı yazmak.. Ne kadar zor. Bu ne bir isyan ne
bir sitem. Sadece anlamaya çalışıyorum. Kimseyi kırmadan incitmeden içimden
gel...
5 ay önce
1 Yorum ve Eleştirilerinizi bekliyoruz:
Çok güzel olmuş . Alıntılarla konuyu da toparlamış .
Yaşama bizi alıştıran şey ölmeyiş mi ?
alışkanlığın anlamına dair bir kaç soru işareti oluşturalım dedim
alıştığımız fiillere alışkanlık diyoruz .
köken "consuescere" , latince , alışmak ve evcilleşmek anlamını taşır .
adet edinmek gibi bir anlamı var fakat bizim için daha belirleyici olan anlamı ise uysallaşmak , yumuşamak , şeklini almak .
Yani alıştığımız "şey" bizi pasifize ediyor .
En çok kızdığımız şeyler tekrarlana tekrarlana yerleşiyor . Artık anlam ifade etmiyor olanlar . Bellek uçup gidiyor . Bellek bile alışıyor uçup gitmelere tutmuyor .
Yorum Gönder