Fırtınaya Hoşgeldiniz

Bu siteye artık herhangi bir ekleme yapılmayacaktır.

18 Haziran 2007 Pazartesi

ezanla ilgili deneme

Ezan : (Müz..) Kökeni Arapçadır . Namaz vaktinin geldiğini belirtmek için günde 5 defa belirli saatlerde , bir veya birden fazla müezzin tarafından , yüksek bir yerden , çeşitli makamsal yapılı doğaç ezgilerle beraber belirlenmiş namaza çağrı metninin okunduğu , dini musikinin alt başlığı olan cami müziği içinde incelenmesi gereken bir müzik formudur .

İlk ezanın takribi 622 yılında ilk halife Ebubekir tarafından , köle olduğu efendisinden takas yoluyla alınan Bilal – i Habeş tarafından yüksekçe bir evin çatısında okunduğu genel kabuldür.

Hicretten ( 622 ) sonra Medine’de namaz vaktinin geldiğini haber vermek için ortaya çıkarılmıştır . Çünkü ezan uygulamasından önce , Müslümanlar aynı vakitte , belirtilen yerde toplanmakta, zamanı gösteren gereçlerin bugünkü manada gelişmemişliği sebebiyle zorlanmaktaydı . (Tabii ki aynı zamanda propagandif bir yapısı da vardı . Medine'de Müslümanlardan başka Yahudî ve Hıristiyanlar da oturuyordu.) Diğer inanışların ibadet saati belirtme araçlarını kullanmak istemediklerinden çan çalma , bayrak asma , boru üfleme gibi etkinlikler elendikten sonra ezan da karar kılınmıştır . İslam mitolojisi neden ezan sorusuna çeşitli mitoslar oluşturmuştur * .

İlk ezan günümüzde okunan ezan gibi ezgisel bir yapıya sahip değildi . Namaza çağrı metninin gür bir sesle bir erkek tarafından okunmasıydı . İlk ezgisel ezanı kimin ne zaman okuduğu bilinmemekle beraber , ezanın ezgiselleştirilmesinde , diğer dinlerin müziği kullanarak kendi taraftarlarının sayısını günden güne arttırmasının etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum . Özellikle de sahip olduğu makamsal yapı itibariyle , katı makamsal kalıplara sahip olan Hıristiyan ayin müziği geleneğinden etkilenmiş olabilir . Tabi tersi de söz konusu . Ezan okuyan müezzinin ezanda belli ölçütler içinde doğaçlama ezgisel figürler yapabilmesi doğu kaynaklı bir müziksel gelenektir . Batının müzik kültürü belirlenmişlik üzerinedir . Aynı zamanda tek bir kişinin ezanı okuması da doğu geleneğidir .Hep bir ağızdan şarkı söyleme geleneği de doğuda yoktur . Batıda ise kilisenin en erken zamanlarından kalma bir uygulamadır .

Ezan aslı itibariyle Arapça bir metindir ** . Daha sonra ulusçuluk akımının yükselmeye başladığı Fransız devrimiyle beraber ezan okunduğu ülkenin ana diline çevrilmiştir. İslami kültür anlamda bir ibadet şekli olarak ifade edilmemiştir .

Ezan çeşitli mezheplerde çeşitli farklı uygulamalarla da icra edilmiştir . Hanbeli mezhebinde ezgisel ezan okumak uygun görülmemiş , Şiiler ise ‘Ali Allah’ın dostudur’ ve ‘amelin hayırlısına gelin’ gibi 2 cümle eklemişlerdir .

Ezanın şu zamanda işlevselliğini yitirdiği açıktır . Fakat bugün bu uygulamanın sürdürülmesinin sebebi politiktir . Artık bir dinsel ideolojinin de oluşması ve propaganda faaliyeti için önemli bir sembol görevi görmesi sebebiyle ezan bugünkü odaklar için değerlidir .

Din , evrensel olma kaygısı duyan otoriter bir kurumdur . Dolayısıyla dinsel uygulamaların herhangi bir yerellik göstermesi tercih edilmeyen bir durumdur . Zaten o merkeziyetçi durumu bugün sembollerden biri olan kabe ile anlamlandırmak yanlış olmaz sanırım .

* Birçok kişinin aynı rüyayı ( bir meleğin Müslümanların nasıl namaz için toplanacaklarını gösterdiği ) gördüğü . Bunun tanrıdan gelen bir yol gösterme olduğu inancı .

** Allahu Ekber (4 kere) Eşhedu enla ilahe illallah (2 kere) Eşhedu enne Muhammeden resulullah (2 kere) Hayya alessalah (2 kere) Hayya alelfelah (2 kere) Allahu Ekber (2 kere) Lailaheillallah (Ancak sabah ezanlarında "Hayya lelfelah" dan sonra iki defa "Essalatü hayrün minen nevm" denilir.

0 Yorum ve Eleştirilerinizi bekliyoruz: