Kafeler barlar , kahvehaneler , oteller , lokantalar bir kültür(süzlük) öğesi haline geledursun , biz ona mekansal ve sosyal bakımdan bir göz atalım .
Önce araştırma falan yapmak lazım ama bu yazı bir makale niteliği taşımadığından ezbere açtığım ‘google’ ı kapatıyorum . Artık kendimle baş başayım .
Bu mekanların kökeni neresi olabilir ? Özel mülkiyet düşüncesine dayandırabiliriz tabii ki , ilintilidir . ‘Ben’ ve ‘öteki’ kavramlarını yaratmıştır , ‘benim’ , ‘onun’ gibi koşulsuz aidiyet kavramlarına paralel olarak.Aklıma ilk somut olarak Selçuklularda sıkça rastladığımız kervansaraylar , hanlar geliyor . Bunların yapılma sebepleri ticaret ve savaşla ilgili … Dinlence ve eğlencenin çoğu zaman beraber yapıldığı bu mekanlar bugünkülerin atası gibi …
Yalnız çok önemli bir farkı ortaya koymak lazım geçmiş bahsettiğimiz zamanlardaki dinlence/eğlence yerleri imparatorluğun kontrolünde , herhangi bir artı değer elde etme mantığı üzerinden işlemiyor . Ayrıca işletmecilik diye bir kavram yok , çalışan var . Bugünkü sermaye birikiminin sonucu olarak işletmecilik diye adlandırılan sektör , herhangi bir üretim ilişkisine dahil olmadan , başkalarının emekleri üzerinden , sermayelerine sermaye katmayı öngörüyor .
İnsanların günlük yaşamda kullandıkları mekanlar sokak ve yapı içleridir . Sokağın özgürlük olduğu söyleminin şu anda bir politik mesajdan öteye gidemiyor oluşu ama yine de sokağın sosyalliğin bir ifadesi olduğu göz önünde bulundurulursa sokağın giderek yapıların içine sıkışan insanların hayatında ne kadar büyük bir öneme sahip olduğu anlaşılabilir . Yapı içleri ise özellikle ona yaşanmışlıklar üzerinden yüklediğimiz anlamlarla önemli bir de tabii güvenlik … Sokakta var olan iktisadi çelişkilerin yarattığı sözde, ‘suç’ kavramı insanları sokağa karşı güvensiz kılıyor . Yapı içlerinin ise sosyal ilişkilerin gerekliliğinden kaynaklı insanı , sürekli , insan olmaya yani dışarıya iten bir sınırlılığı ifade etmesi , dinlence / eğlence yerlerinin varlığını meşrulaştırıp , belki de bize ‘tam da ihtiyacımız olan şey buydu ’ dedirtip içselleştiriyor . Bu tip yerler de bu ihtiyaçları tespit edip , çeşitli mekansal düzenlemeler yapıyorlar . Örneğin sokağı çağrıştıran bir bahçe , çiçek … Evi çağrıştıran dekorasyonlar , eşyalar . Aynı zamanda güvenliği! Birilerinin halledecek olmasının verdiği bir rahatlık , görevini salmışlık . Bu arada bu tarz yerler aynı zamanda sınıfsal yerlerdir . Fiyatların belirlenmesi , hangi sınıfın gelmek istediğiyle ilintili olarak gerçekleşir . Belirlenen iktisadi sınıfın altındaki sınıfa mensup kişilerin gelmesi tercih edilmediğinden fiyat onların karşılayamayacağı düzeyde tutulmaya çalışılır .Örneğin ‘kahvehane’deki ve ‘kafe’deki aynı çayın arasında birkaç kat fark olması .
Bir de bu gibi mekanlara sosyalleşmeye gelenlerin hiç de sosyal iletişime geçmeye yanaşmadıkları görülmekte .Tabii ki diğer ilişkilerinin yansması bu …
Evde sıkılan , çıkıp üç-beş insan görmekten keyif alan birisinin bile oturduğu yerde hemen yan masasıyla bile iletişim kurduğu sıklıkla gözlenen bir durum değildir .
Bu beklenir çelişki komşularıyla arasında olmayan ilişkinin sonucudur . Sınıf arkadaşıyla gerçek olmayan iletişimin belki de hiç bir şeye olmayan yada başkalarının dediği gibi olan sevgilerinin onu getirdiği noktadır .
Serdar , serdaryturkmen@gmail.com
0 Yorum ve Eleştirilerinizi bekliyoruz:
Yorum Gönder