Sokaktan ...
Sokak Müziği, provoke eder. Doğalı itibariyle sistem karşıtıdır. Evler, aile v.s. iyi birer denetim mekanizmasıdır. Onun için devletler kendileri için olumsuz bir durum olduğunda hemen sokağa çıkma yasağı ilan ederler.
Sokak müziği, elbette sokakların oluşmasıyla yani kentlerin tarih sahnesinde kendinden bahsettirmesiyle başlar. Belki biraz daha sonra.
Ama önce değil.
Sokak müzisyenleri, yanlarından geçip gidenlerden daha fazla "sistem-dışı" değildir. Sadece çeperleri hedef gösterebilecek sanatsal güce sahiptirler.
Örneğin Taksim'deki insan seli hızla akıp gider, gelir,gider,gelir,gider, sonra sadece gider sabaha karşı... Müzisyenler bütün bu gereksiz koşuşturmacayı gözler. Gecenin kulağına bir ezgi çalar. Bu ezgi ne kadar içtense o kadar kalıcı olur en duymaz kulakta bile. Sokakta görüp de hemen akabinde unutulan binlerce suret gibi olmaz bu notalar bütünü.
Onca düşük frekanslı makine sesinin arasında "Şu cahillere bak dünyanın sahibi onlar" kışkırtabilir geleni geçeni. "Onlar"ın kim olduğunu ne yaptıklarını açmaz ; elbet eksiktir, yetmez sana bana ama geri kalan da diğer durumlardan beslenemez mi en azından bir süre?
Basit bir yapı, uzun uzun aynı melodi , serbestçe konuş üzerine... Zaten enstrümanın sesi az çıkıyor, yandaki kafenin çaldığı müzik her yeri kaplamış. Kafan da güzelse 1-2 kadeh kadar zaten yoktur gürültüler. "Daral daral daral, daraldım" diyor müzisyen.
Şaşkın bakışlar ardında görülen açılmış algılar.Hiçbir çalış boşa değil. Kimisini acıtmaz ezgiler. Onların zamanı da daralmıştır zaten.
Hava soğuk, parmaklar arpeje düşman. Ama acı sadece fiziksel,aşılabilir. Hem de hissediyorsun acıyı, hissetmemek daha kötü herhalde her gün ağır ağır giren küresel kazığı...
Sahnen bir kaldırım taşından ibaret. Belki soğuk havada kıçının altına bir gitar kılıfı, ya da gazete kağıdı ( ne işe yararsa ) ...
Şatafat senden uzak. Ee sen de ondan...
Tüm yapılan rollerin üzeri üstlendiğin rol. Belki farkında bile değilsin ya da en kötüsü karıncadan kaçıp filin altında kalıyorsun.
Bu rol ikinci kez yapılamayacak rol. Provasız.
Geçmişten geleceğe yönelik sanatsal prova yok bu dilde. Gerek de tok zaten. Çünkü yapılan işin kendisi 3 zamanlı bir iş. Geçmişten gelir birikimler, anlatılan hikayeler, okudukların,duydukların. Yarına gönderme yapar tüm o andaki ( mesela bu andaki ) gerçekleştirmelerin.
Serdar,
14 Haziran 2008
serdaryturkmen@gmail.com
===============================================
FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...
===============================================
Herşey bu kadar zor mu??
-
Düşünceleri toplamak ve bu yazıyı yazmak.. Ne kadar zor. Bu ne bir isyan ne
bir sitem. Sadece anlamaya çalışıyorum. Kimseyi kırmadan incitmeden içimden
gel...
5 ay önce
1 Yorum ve Eleştirilerinizi bekliyoruz:
tamamen katılıyorum dostum :)
Yorum Gönder