Fırtınaya Hoşgeldiniz

Bu siteye artık herhangi bir ekleme yapılmayacaktır.

7 Haziran 2008 Cumartesi

ONLAR Kİ...

"Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir" diye çoğumuzun bildiği, çoğumuzun klişe bulduğu ve yine çoğumuzun doğru dediği bir cümle vardır. Değişim, değiştirdiği herşey için kaçınılmaz bir tecavüzdür. Değişimden mutlu olan, memnun olan insanlar bu tecavüzden zevk almasını bilenler dir belkide.

Geçen zaman içinde değişime uğramış ve değişimden önce insanlar adına bir tehdit olan "Dar ağacında üç fidan", değişimden sonra sanki şimdi anlaşılıyorlarmışcasına resimleri 90'lıların ellerinde sokakta, gazatede, afişlerde, kitaplarda, raflarda, dillerde, beyinlerde...
Neydi onların şimdi anlaşılmasını (gerçekten öyleyse) sağlayan değişim? Ne değişti de onların yaşadıkları zamanda bekledikleri, umut ettikleri anlayış şimdi çıkageldi? Yoksa şimdi de mi yanlış anlaşılıyorlar hala? Yoksa hala anlaşılamadılar mı? Değişim onları değiştirdi mutlak!


Duruşlarını ve söylemlerini yumuşattı. Değişim onları birer afiş yaptı. Onlar hakkında kitaplar satılmaya başlandı, onların resimlerinin basıldığı tişörtler giyilir oldu, onların üstüne giydikleri parkalar üretilir satılır oldu. Keşke en sevdikleri yemekleri, türküleri de bilseydik de bizde artık onların sevdiği yemekleri yeseydik, onların sevdiği türküleri söyleseydik. Burçları neydi acaba? Hobileri var mıydı? Rejim yapmışlar mıydı hiç? En çok hangi rengi severlerdi? Sevgilileri var mıydı? Olduysa kim,kimler? Hangi takımı tutuyorlardı?

Değiştiler mi dersiniz? zaman; bu mutlak değişim, bu kendini bilmez tarih onları değiştirdi mi sizce? Şimdi onlar Cumhuriyeti korumada sığınılacak bir liman. Şimdi onlar, dini rejim karşıtı bir duruş. Şimdi onlar, bilenin bilmiyene bildiğiyle hava atmasına araç. Şimdi onlar düzgün solcu, örnek solcu, vatansever, Atatürk bağlıları, demokrasi savunucuları. Şimdi onlar,"tüh,vah,yazık,haksızlık" gibi ünlemlere maruz kalanlar.

Ve yıllardır" onlar" di yenler; yıllar önce onların uğradığı yanlış anlaşılmaların altında, yıllar önce onların uğradığı toplumsal ihanete uğramakta hala...

Ve hala 90'lıların neden "Onlar" dediklerini anlamayan 50'liler,60'lılar. O zulümlü günleri hiçbirşey anlamadan ya da yanlış anlayarak yaşayanlar.


Gerçi 90'lılar kendilerinden beklenmeyecek bir duruş sergilemediler değil. Ama yine de yılların karamsarlığı bir anda gidecek gibi değil. 90'lıların işi daha mı kolay daha mı zor dersek; sanırım daha zor, ki hiçbir zaman kolay olmamaıştı zaten.

Ölüm, bedenlerini artık bu dünyadan aldı onların. Ama onlar her öeln gibi toprağın altına itilip bayramdan bayrama hatırlanmadılar. Onlar ölümleriyle, hep olduğu gibi "bir fşkrş savunup, bu uğurda ölenler " gibi tarihe geçtiler. Onları öldürenler onların tarihe geçme riskini göze alarak karar verdiler zaten idam fermanına. Biliyorlardı!...

Ki onlar ne için öldüklerini bilenlerdi. Onlar ölümü bir son olarak görmeyenlerdendiler. İnandıkları güzellik kadar güzeldi belkide ölümleri. Ölümü güzelleştirebilecek kadar güzellerdi.
Tarih bir çığ gib i gümbürdeyerek, çoğalarak, büyük, yıkıcı bir dalga şeklinde ezip geçiyor zihinlerimizi. Tarih, mazi...Kimsenin durdurmaya gücü yetmiyor. Sandukasında çıkacağı günü bekleyen tarih; vakti geldiğinde o kadar geçen zamanın hırsıyla ve anlaşılmamanın üzerine kattığı büyük öfkeyle saldırıyor şimdiki zamana gerçekle...Arkasından konuşanların ağzını tıkıyarak, bilip de söylemeyeni dilsiz ederek, doğruyu bilipte yanlışı söyleyenlerin beyinlerini ezerek...


Tarih; büyük, ulu güç. 90'lıları üzerlerinde Onlar'ın tişörtleriyle sokağa döken güç. Adlarını duymayan onca insana "Onlar'ın adlarını" duyuran ulu zaman.
Ey, dönmekten bıkmayan koca dünya." Ben de burdaydım" diyorum şimdi, öldükten sonra unutulmamak özlemiyle...

Özdaş Eroğlu
Erdek 2008


===============================================
FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...
===============================================

0 Yorum ve Eleştirilerinizi bekliyoruz: