Çokça uyaranın bize etkidiği , her taraftan yağan imgelerle kendimiz
( bazen hissetsek bazen hissetmesek de ) bombardıman altında olduğumuz günümüz dünyasında “odaklanabilmek” oldukça önemli bir sorun haline geldi . Bununla beraber uzun vadeli işlerdeki istikrarı da kapsayan yeni bir ifade belirtmek gerekiyor , ki kriz onun krizidir : Disiplin . Bu yazıda disiplin derken , aslında özdisiplinden bahsedeceğim .
Kapitalistler , bir işçinin emeğinden maksimum faydayı sağlamanın 1001 yolunu bildiklerinden ve bu sayıyı (1001 i ) artırmak istediklerinden , disiplin sorununa dair çeşitli çözüm önerileri geliştirmişlerdir . Tabi bu , kapitalizmin iç çelişkisidir ve Marx’a göre kaçınılmazdır . Kendi yarattığı , yıkacaktır kendini . Geliştirdikleri çözümler de kendileri gibi olduğundan ( bunlar üniversitede ders olarak okutuluyor ) ben kafamdakileri kağıda dökmeye çalışacağım . Bu yazı bir disiplin güzellemesidir .
Bir insanın disipline olabilmesi için pek çok neden olmasına karşın , bunların en barizi , bugünün dünyasının önemli ölçüde nüfuz ettiği zihinlerimizin yeniden üretiminin gerekliliğidir .
Disiplinlilik , motivasyondan beslenir . Tersi de doğrudur , aralarındaki ilişki tersinirdir .
Disiplinin acı verici olduğu bir gerçektir . Zaten uzun vadede ulaşılacak mutlulukları kısa vadeli acılarla oluşturma sanatıdır .
Disiplinsizlik , kimi zaman ( bir yanılgı olarak ) özgürlüğün bir parçası olarak görüldüğüne rastlıyoruz. Gevşeklik , tembellik , zorunda olmama , sorumsuzluk gibi değersizlikler medya aracılığıyla ( yaratılan “idol” karakterlerde somutlaşarak ) verilir . Ancak özgür bir dünyada ( bir kısmı ) yaşanabilecek olanı , kapitalist bir dünyada yapma uğraşıdır . Çözümlemesi itibariyle çelişkilidir . Parça-bütün ilişkisi görmezden gelinir .
Disiplin , özgürlüğün kendisi ya da bir parçası değildir , özgürlüğe giden yoldur . Özgürlüğün yolu tabi ki tutsaklıklarla , acılarla dolu olacaktır . Disiplinli olmak , acıya dayanabilmenin kondisyonudur.
Disiplinsizlik , özgürleşme ihtimaline ihanettir
Disiplinsizliği meşrulaştırmaya yardımcı olan çok sayıda psikolojik , yaşam tavsiyeleri kitabı vardır . Mesela söylemlerinin en popüleri olan “ anı yaşamak”ı ele alalım . Tabi ki , anı yaşamak saf anlamıyla iyi bir şeyi ifade eder . Fakat , sistemin övdüğü şeyin kendisi “sadece o andan ibaret olanın “ yaşanılması .
Oysaki zaman derken , bir bütünden , akıştan ve dolayısıyla süreklilikten bahsediyoruz . Eğer , şimdi diye bir şey varsa yada bu an , öncesi ve sonrası da vardır . Zaten onlardır , bahsi geçen anı “şimdi” yapan … Onlarsız olmaz . Daha doğrusu , eksik olur ( birisi atlayıp , eksik olan yanlıştır diyebilir her an ) .
Aslında değerleri birbirinden koparmaya yönelik yaklaşım daha önce rastlanmamış bir yöntem değil . Benzeri olarak ,siyaset de hayattan koparılmaya çalışılıyor ( aslında tüm bağların tasfiyesidir fantezinin kendisi ) . Biz buna neo-liberalizm diyoruz . Yaratmaya çalıştığı , kısmen de başarılı olduğu kültüre de post-modernizm …
Sıkı bir yorgunluğun ertesi , diğer arkadaş yorgunluklarla “ cam cama değil can cana” şerefesiyle birer bira içmenin keyfi değişilmez pek çok şeye . Yaşamaya susamışlıktır bütün bunlar .
Uzun bir yolun herhangi bir metresinde tutunmaktır tekrar yola , tüm o fırtınalara rağmen içte ve dışta .
Kıçına iğne girdiğinde içerini duman kaplar . Hızlıca nefes alıp vermelisin ki çıksın duman , aksın pislik içimizden . Yani koşmaktır bahsi geçen … Zaman yürürken …
----------------------- Serdar , 21 Ocak 2008 -------------------
===============================================
FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...FIRTINA...
===============================================
Herşey bu kadar zor mu??
-
Düşünceleri toplamak ve bu yazıyı yazmak.. Ne kadar zor. Bu ne bir isyan ne
bir sitem. Sadece anlamaya çalışıyorum. Kimseyi kırmadan incitmeden içimden
gel...
5 ay önce
2 Yorum ve Eleştirilerinizi bekliyoruz:
Kısa bir yazı olmasına rağmen biraz dikkat gerektiren bir yazı olduğu için sanırım; biraz disiplinsiz davranarak konsantremi bozup durdum okurken.
özgürce okudum da diyebilirim.
Hani bazen bir şeylere canı sıkılır ya insanın,işte sanki o insan yazmış gibi bir yazı olmuş.
Disiplinin gerekliliğini inkar edemeyiz ama bunu başarının ilk şartı olarak takıntı haline getirmek de sakıncalı olabilir bence. disiplin olmadan hiçbir şey olmaz düşüncesini yaratıyor çünkü. bir de zaman yürürken koşarak onu geçme düşüncesi de biraz hayalperest geldi bana. Milyarlarca yıldır var olan 'zaman'a karşı, onun bir parçası bile olamayacak kadar az bir ömür süren 'zavallı' insanın yapabileceği pek birşey olabileceğini düşünmüyorum.Bunu bir çaresizlik veya zaman karşısında eziklik değil de, kabul etmemiz gereken bir gerçek olarak algılıyorum..
Yorum Gönder